* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
 -  Dikte X
+ Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
259 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte X - ..... 28.06.2009

Mutluluk ve İlahi Yol hakkında bir Öğreti

Sevgili Zerdüşt
28 Haziran 2009
 

15zaratustra.jpgBEN Zerdüşt!

Bugün, küçük bir Öğreti vermek için geldim. Sohbetimiz sizi yormayacaktır, ben kısa konuşacağım.

 

Bugün, etrafınızda olanların ne derece değiştirilebileceğini ve değiştirilmeye ihtiyaç duyulduklarını anlamanız sağlanacaktır.

 

Issız bir adada bulunduğunuzu hayal edin. Alıştığınız şeyler yanınızda yok, fakat bu ıssız adada hayatta kalabilmeniz için size gerekli bilgileri hatırlıyorsunuz, hafızanızın derinliklerinden çıkartıyorsunuz.

 

Sizin medeniyetinizin çok fazla farklı eşyası, eğlencesi, yetişkinler için her türlü oyuncakları vardır, aslında yaşamanız için bu kadar çok şeye ihtiyaç yoktur. Belirli bir asgari düzey var ve o yeterlidir. Ve eğer düşünürseniz, kısa bir süre sonra, sizi çevreleyen her şeyin sizi mutlu etmediğini anlayacaksınız.

 

O zaman mutluluk nedir?

 

Her birinizin buna farklı cevabı olacaktır. Ve eğer mutluluk için bir şey elde etmeniz gerekiyorsa: araba, ev, yazlık, seyahat etme imkânı veya eğlenceye erişim, o zaman asla mutluluğa erişemeyeceğinizi size söylemeliyim. Çünkü eşya ardına eşya, ıvır zıvır ardına ıvır zıvır elde etmek zorunda kalacaksınız ve hayattan gittikçe daha karmaşık zevkler almak için çabalayacaksınız, fakat bir sonraki eşya veya eğlenceyi elde ettiğinizde, hemen ona karşı ilginizi kaybediyorsunuz ve yöneleceğinizi bir sonraki şeyi aramaya başlayacaksınız. Ve bu serapların peşinde bir veya iki değil, pek çok bedenlenme geçiyor.

 

Sizler mutluluğu sizin dışınızda bulmaya çalışıyorsunuz. Fakat, mutluluk bilincinizin bir durumudur. Ve gerçekten mutlu olduğunuzda, size hiçbir şey gerekmiyor, sizler memnunsunuz ve sevincinizi bütün dünya ile paylaşmaya hazırsınız.

 

Kaçınız kalplerinde bu iç mutluluk durumuna sahiptir? En ucuz, hatta ücretsiz olan şeyin Dünya insanlarının çoğunluğu için erişilmez olması size garip gelmiyor mu?

 

Neden böyle oluyor? Çünkü sizin medeniyetiniz çocukluktan itibaren insanları uygarlığın nimetlerinden edinmeye ve tüketmeye yönlendiriyor. Ve dışsal zihninizin elde etmek istediği yeni yeni şeylerin, zevklerin sınırı yoktur.

 

Durun ve düşünün. Burada bir şeyler yanlış. Bir bedenlenmeden öteki bedenlenmeye, tekerlek içinde bir hamster gibi içinde döndüğünüz ve koştuğunuz bu çarktan bir çıkış vardır. Ve bu çıkış bilincinizdedir.

 

Durun ve düşünün. Sizin dünyanız bilincinize göre itaatkârca uyumlanıyor. Dış dünyadan, çabaladığınız şeyi elde ediyorsunuz. Bu yüzden, eğer bilincinizi, çabalarınızın vektörünü değiştirmeyi başarırsanız, o zaman madde yavaş da olsa değişmeye başlayacak ve yeni bilincinizin seviyesi ile uyumlu olacaktır.

 

En basit şeyle başlayın, analiz edin: sahip olduklarınızdan neler sizi mutlu ediyor? Nelerden kolaylıkla vazgeçebilirsiniz?

Pek çoğunuz, düşündükten sonra, fazlalık olan hiç bir şeyi olmadığını ve sahip olduğu her şeyin yaşam için gerekli olduğunu söyleyecektir.

Konuşmanın başında size verdiğim ıssız ada örneğini hatırlayın.

 

Daha basit bir yaşam tarzına yönelmelisiniz.
Bilinciniz değişmeye başladığında, daha önce size yetmeyen, şimdi bir sürü boş zamanınız olduğunu anlayacaksınız. Ve sizde daha sağlıklı yemeklere, daha ahenkli müziğe karşı bir tat oluşacaktır. Hayatın çılgın yarışında, kendinizi çeşitli uyarıcılarla mahmuzlamayı bırakacaksınız. Cinsel ilişkinin aşk olmadığını anlayacaksınız. Hayatınızda birçok keşif yapacaksınız. Ama ilk önce karar vermelisiniz ve bilincinizi İlahi Yol'a doğru yönlendirmeyi denemelisiniz.

Bu Yol'un belirtilerine gereksinim duyduğunuzu ve bu Yol'un nereden geçtiği ile ilgili işaretlere ihtiyacınız olduğunu söyleyeceksiniz.

 

Aslında tüm işaretler içinizde bulunuyor. Ve eğer iç sesinizi dikkatlice dinlerseniz İlahi Yol'un nereden geçtiğini çok çabuk bileceksiniz.

Hatta aranızdan bizim mesajlarımıza pek inanmayanlar ve genel olarak çeşitli öğretilere ve inançlara karşı tetikte olanlar, sizler bile hayatınızda en az bir kere olsun, önünüzde duran zor durumda nasıl davranmanız gerektiği ile ilgili kendi içinizden öneriler duymuşsunuzdur. Her zaman ne yapacağınızı ve nasıl hareket edeceğinizi çok iyi biliyorsunuz. Ama sonra dışsal zihniniz müdahale ediyor ve yüksek sesle fısıldıyor: "Sen deli misin? Bu senin için yararlı olmayacaktır. Ne vicdanı? Ne asaleti? Makamını (ya da dünyanızın efsanevi değerlerinden başka bir şeyi) kaybedersin".

Ve sizler insani mantığını dinliyorsunuz ve İlahi Yasa'ya göre hareket etme şansınızı kaçırıyorsunuz.
 

İlk bakışta, İlahi Yol'u takip etmek dünyanızda herhangi bir yarar sağlamaz - ne para, ne şöhret. Tam tersine, dünyanızda prestijli olarak kabul edilen çok fazla şeyden mahrum kalıyorsunuz.

Fakat sizler başka değerler kazanıyorsunuz. Mutluluk, ruhsal huzur kazanıyorsunuz ve gerçek Aşk duygusunu hissetme yeteneğine sahip oluyorsunuz.

Hiçbir yerde İlahi Yol’un işaretlerine rastlamayacaksınız. Ama İlahi Yol’un pusulası ve haritası her zaman, doğduğunuz andan itibaren geçişe kadar kalbinizde bulunmaktadır. İç bilginizi kullanmayıp "herkesin yürüdüğü" yolu takip ettiğiniz için sizin dışınızda kimse suçlu değildir.
 

Hiçbir yere götürmeyen geniş yoldan gitmeye çalışmayın. Sizi edebi yaşama götüren, neredeyse hiç belli olmayan dar patikadan gidin. (1)

 

Ben anlayabilenler için yeterince söyledim.

 

Tekerleğin dışına atlamanızı ve mutluluğu elde etmenizi diliyorum!

 

BEN Zerdüşt.

-----------------------------------------

(1) “Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.   Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.” (Matta 7:13-14)

 

© Tatyana Mikuşina, 2009


Kurulum Tarihi : 12/12/2013 · 22:43
Son Güncelleme : 12/12/2013 · 22:43
Kategori : Dikte X
Sayfa Oku 4683 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye