* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
 -  Dikte X
+ Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
260 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte X - ....... 21.12.2009

İlahi Özgürlük üzerine bir Öğreti
 
Özgürlük Tanrıçası
21 Aralık 2009
 
 
statue-of-liberty-.jpgBEN Özgürlük Tanrıçası.
 
Bugün BEN, Özgürlük özelliğini zihinlerinizde ve kalplerinizde pekiştirmek için geldim. Bu mesajı vermeden önce, bu mesajları okuyan insanlara bilgiyi daha iyi bir şekilde nasıl getirebileceğimi düşünüyordum. Ben Amerika’yı himaye eden Üstatlar’dan biriyim. Ve Özgürlük fokusunu New York’ta, hem Amerika hem de tüm dünya için elimde tutuyorum.
 
Ben, ayrıca Karmik Kurulu’nun bir üyesiyim ve sizler bana kişisel olarak da başvurabilirsiniz, özellikle bugünkü mesajımın ardından herhangi bir sorunuz olursa.
 
Evet, Özgürlük özelliği. Bu nitelik hakkında Ben, bıkıp usanmadan konuşabilirim, çünkü insanı Tanrılar’a benzer kılan en önemli özelliklerden bir tanesidir. Her biriniz kendi özgürlük anlayışına sahiptir. Ancak takip etmeniz gereken daha yüksek bir özgürlük örneği vardır, tabi eğer Yükselmiş Üstatlar tarafından öğretilen Yol’u takip etmek niyetindeyseniz.
 
Bütün sorumluluğuyla sizlere şunu belirtmeliyim ki; bu özelliğin içinde çok büyük bozulmalar meydana gelmiştir. Dünyanızdaki her şey dualdir ve her şey bozulmaya maruz kalmaktadır. Özgürlük özelliği ise bir istisna değildir.
 
Bizler özgürlükten bahsederken, pek çok kişi serbestliği; şu anda uğraşmayı istedikleri her türlü işlerle uğraşma özgürlüğünü düşünmeye başlıyor. Ve bilinç durumları kusurlu olduğundan pek çoğu, en çirkin faaliyetlerle bile özgür bir biçimde uğraşmak istiyor ve onlara bunu yapmayı yasaklandığı zaman, bundan hiç hoşnut olmuyorlar.
 
Bu yüzden Özgürlük özelliğini sizlere açıklamaya geldim. Ve bu nitelik İlahi tezahürüne ne kadar yakın olursa, anlamanız ve yaşamınızda takip edebilmeniz için özgürlüğün yüksek örneklerini de o kadar çok elde edebileceksinizdir.
 
Özgürlüğün sizler için anlaşılabilir en yüksek kavrayışı; maddenin zincirlerinden özgürleşme olacaktır. Gerçi, bu mesajımı okuyan çoğunluk için bunun ne kadarının anlaşılabilir olabileceğini ben de bilmiyorum.
 
Eğer çağların derinliklerine dalar ve insanlığın çok kadim tarihi hatırlanırsa, insanlık henüz maddenin içinde kaybolup gitmemişti. O varoluşun daha ince planlarında yaşıyordu. Bu, milyonlarca yıl önceydi. Ama bu mesajımı okuyan her biriniz o çağlarda yaşıyordu. Bu, Dünya insanlığının bebeklik çağıydı.
 
Ve bu bebeklik çağında insanoğlu günahsızdı. O, ışınlanma, cisimleştirme gibi yeteneklere sahipti ve sürekli bir huşu ve Yaradan’la birlik durumunda bulunuyordu.
 
Ama yine de insanlığın evrimleşmesini ve bilinçli yaratıcılar olmasını sağlayacak bir unsur eksikti. İnsanlık akla sahip değildi. Daha sonra neler olduğuyla ilgili sizler biraz bir şeyler biliyorsunuz. Bu, pek çok mitlerde, efsanelerde ve dünya öğretilerinde yansımasını bulmuştur. Çok Büyük Ruhlar’ın, Aziz Kumara’ların gönüllü fedakarlığı sonucunda, insanlığa akıl bahşedilmiştir.
 
Ve bu güçlüaracı eline alan insanlık onu kullanmaya başlamıştır. Ve insanlık daha ilk başlangıcından itibaren özgür iradeye sahip olduğu için, bu armağanı kendi serbest iradesine göre kullanma fırsatını elde etmiştir.
 
Ve akıl Yaradan’ın iradesiyle uyum içerisinde kullanıldığında, insan bireyleri kauzal bedenlerine gökkuşağı renginde katmanlar eklediler. Ancak akıl, egonun isteklerini tatmin etmek amacıyla kullanıldığında, İlahi enerji çökeldi ve alanı yoğunlaştırdı. Şu an onu gördüğünüz şekliyle dünya, bu kadar katı hale gelinceye kadar milyonlarca yıl geçti. Hem akıl hem de özgür irade armağanı insanlık tarafından milyonlarca yıl boyunca kötüye kullanıldıktan sonra, ruh için gerçekten bir hapishane yaratıldı. Çünkü sizin tarafınızdan yaratılan katı dünya, başlangıçtan beri doğanıza özgü olan özgürlüğü daha fazla ve daha fazla zincirlemiştir. Ve şimdi sizler, birçok bağlarla bağlanmış bir halde katı dünyanın ortasında bulunuyorsunuz. Bunlar sizin yaratmış olduğunuz karmik bağlardır: bu dünyaya, bu dünyanın eğlencelerine ve şeylerine olan düşkünlüklerinizdir.
 
Bugün Ben İlahi Özgürlüğe doğru, maddenin zincirlerinden özgürleşmeye doğru ruhlarınızda bir dürtü yaratmaya geldim. Yükselmiş Üstatlar’ın sizlere öğrettiği o basit şeyleri idrak etmenizin vakti gelmiştir. İlk önce bilinciniz özgürleşmelidir. İlahi Özgürlük duygusunu bilincinizde, maddesel dünyaya bağlı olmama şeklinde algılamayı öğrenmelisinizdir. Dünyanıza sizi bağlayan şeylere bir bakın? Bütün bağımlılıklarınızı inceleyin. Onlar şimdi sizin için bu kadar önemli midir? Takip etmeye çalıştığınız, insanlığın çoğunluğunun sahip olduğu süregelen bilinç değil midir?
 
İnsanlık, her bir insan bireyi, kendi evrimsel gelişim basamağında durmaktadır. Ancak sözlerime cevap verebilecek ve bilinçlerinde İlahi Özgürlüğe doğru uyanabilecek belli sayıda bireyin bulunması gerekir; ki bu maddenin zincirlerinden özgürleşme, maddeye olan herhangi bir bağımlılıktan özgürleşme demektir.
 
İnisiye okullarında öğretilmemiş olan hiçbir şey söylemiyorum. Bu okullarda öğretilen ana konulardan biri, bir bütün olarak maddeye olan bağımlılıklardan, özellikle de herhangi bir mala veya eşyaya olan bağımlılıklardan özgürleşmeydi.
 
Şu an bütün dünyanın, mülkiyet hakkının korunması için düzenlenen, insanlar tarafından yazılmış yasalar üzerine temellendirildiğini çok iyi biliyorum.
 
Bu kadar çok kurumun, mahkemenin, devlet ve özel sektör kuruluşunun, birinin bir şey üzerindeki sahipliğini teyit etmesi için çabalarını yönlendirmesi sizlere de tuhaf görünmüyor mu?
 
Benim ve Yükselmiş Üstatlar’ın bakış açısından bunlar, bütünüyle saçma faaliyetlerdir. Yaratım’ın başladığı daha ilk andan itibaren sahibi zaten belli olan bir şeye nasıl sahip olunabilir ki? Her şey Tanrı’ya aittir ve her şey Tanrı’dır.
 
Şimdi sizler Yükselmiş Üstatlar’ın bilinci ile insan bireylerinin çoğunluğuna ait bilinci nasıl bir uçurumun ayırdığını tahmin edebilirsiniz. Ve şimdi sizler ne üzerine çalışmanız gerektiğinizi anlıyorsunuz.
 
Bağımlılıklarınızın Gordion düğümünü gereksiz darbelerden, hatta belki de kurbanlardan kaçınarak nasıl çözülebilir? Yaşam’a zarar vermeden, çok dikkatli bir şekilde, karmik bağları birbiri ardınca nasıl çözülebilir? Bu, Yükselmiş Üstatlar’ın ve özellikle de Karmik Kurulu’nun üzerinde çalıştığı konulardan bir tanesidir.
 
Evet, bizler bir kılıç alabilir ve insanlığın karmasına ait olan Gordion düğümünü birkaç saniye içerisinde kesebiliriz. Ancak kaç tane ruh onunla beraber sönüp gidecektir?
 
Bu yüzden, bizler geliyor ve her seferinde bizi duyabilen o kişilere sesleniyoruz. Çok iyi anlıyorum ki; sizler uzaya uçabilir, en gelişmiş makineleri yapabilir ve ırmakları tersine döndürebilirsiniz ve bu, bir sonraki evrim düzeyine çıkmak için bilincinizi değiştirmekten çok daha kolaydır.
 
Bugün sizlerle birlikteydim. Şimdiyse benim için ayrılma vakti gelmiştir.
 
BEN Özgürlük Tanrıçası.
 
 
© Tatyana Mikuşina, 2009


Kurulum Tarihi : 02/08/2013 · 09:16
Son Güncelleme : 02/08/2013 · 09:23
Kategori : Dikte X
Sayfa Oku 5341 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye