* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
 -  Dikte X
+ Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
263 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte X - ....... 18.12.2009

Tanrı’nın İradesi´ne olan bağlılığınızı ne kadar koruyabileceğiniz önemlidir
 
Üstat Hilaryon
18 Aralık 2009
 
 

Hilarion.jpgBEN Hilaryon. Beni tanıyorsunuz. Ben Hakikat, Şifa ve İlahi Bilgi Işınına hizmet etmekteyim.

 

Hakikat, İlahi Hakikat tıpkı sizlerin hayal ediyor olduğu ve sizden önceki nesillerin de hayal ettiği gibi aynı İlahi Hakikat’tir, ama şunu da kabul edin ki O, her seferinde yeni bir şekilde sunulmaktadır. Ve yalnızca bu değil – ayrıca her insanın kendi hakikati de bulunmaktadır. Ve sizler aynı şeyi konuştuğunuzu ve birbirinizi anladığınızı düşündüğünüzde bile, bir süre sonra farklı şeyler hakkında konuştuğunuzu ortaya çıkıyor. Bazen insanlar, aynı dilde, anlaşılır sözlerle konuşurlar, ama yine de birbirlerini anlamazlar.

 

Bütün bunlar İlahi Hakikat´i tanıma yolunda, her insanın kendi basamağında bulunduğunu bir kanıtıdır ve bu Hakikat´i başka bir bilgi basamağından anlamaya ne kadar uğraşırsa uğraşsın, bunu pek başaramaz.

 

Bu yüzden bizler tekrar tekrar geliyor ve her seferinde İlahi Hakikat’in küçük bir parçasını sizlere öyle bir şekilde sunmaya gayret ediyoruz ki; her biriniz kendisi için bir şeyler öğrenebilsin ve onu hayatına uygulayabilsin.

 

Bizler gelmekten ve zaten daha önceden de verilmiş olan bilgileri sürekli olarak vermekten yorulmuyoruz, ama her seferinde, kendileri için yeni bir şeyler keşfeden bir kaç kişi bulunabiliyor. Ve bu birkaç kişi için bile gelinebilir ve bilgi sunulabilir. Çünkü birkaç kişinin bilinci için ulaşılabilir olan bu Hakikat, zamanla onların bilinçleri aracılığıyla dünyaya hakim olabilir. Ve belli bir zaman geçtikten sonra, artık hiç kimse, daha düne kadar pek çok insan için korkutucu ve şüpheli görünen bilgiler karşısında şaşırmayacaktır. Bir örnek verecek olursak, şimdi herkes daha okul sıralarından itibaren Dünya’nın yuvarlak olduğunu ve Güneş’in etrafında döndüğünü biliyor. Oysa daha birkaç yüzyıl öncesine kadar, isyankâr bir düşünce gibi görünmesi yüzünden, bunun için insanlar ateşte yakılıyorlardı.

 

Şimdi zaman değişti ve artık kimseyi ateşe atmıyorlar. Bununla birlikte toplumun, bilinen bazı Hakikatleri yüksek sesle dile getiren ve büyük bir hevesle bu hakikatlerin yaşama geçirilmesini talep eden, bazı sinir bozucu filozoflardan kurtulmak için bir yığın farklı aracı da mevcuttur.

 

En basit hakikatleri dahi kabul etmeyen pek çok insan vardır. Hem de hiç kimsede şüpheye yol açmayacak hakikatler. Mesela bu: “Komşunuzu kendinizi sevdiğiniz gibi sevin”. Ya da bu: “Komşunuzun kötülüğünü istemeyin”.

“Kıskanmayın!”. “Çalmayın!”. “Zina yapmayın!”. “Öldürmeyin!”.

 

Bu hakikatlerin şüpheye yol açmaması gerektiği gibi gözüküyor. Bununla beraber, etrafınızda olup biten ve kitle iletişim araçlarınız tarafından aydınlatılan her şey, bu hakikatlere tümüyle aykırı olayların yansımasıdır. Hakikatler kendi başına varmış gibi, insan toplumu ise kendi başına, kendi koyduğu yasalara ve kendi takdirine göre, yaşıyormuş gibi görünüyor.

 

Ne dersiniz, düşünce ve hareket tarzında bu çifte standartların varlığı Tanrı’nın İradesi’ne uyuyor mu? Ve bütün kainat Tanrı’nın İradesi’yle uyum içerisinde gelişiyorken, eğer bu Tanrı’nın İradesi’ne uymuyorsa, o halde er ya da geç, bu duruma bir son verilecektir.

 

Orta çağlara bir bakın. Kaç insan ateşlerde yakıldı ve işkencelere maruz kaldı.  Bu sizlere insanlık dışı ve cehaletin bir tezahürüymüş gibi görünüyor. Bununla birlikte, sadece birkaç on yıl önceki tarihe bir bakın. Almanya’daki toplama kamplarını hatırlayın; Rusya’daki kitlesel baskıları hatırlayın. Birinci ve İkinci dünya savaşlarını hatırlayın. Milyonlarca kişi, insan cehaletine ait bu tezahürlerin kurbanı oldu.

 

İnsanlığın büyük bir kısmı, orta çağlardaki kadar cahildir. İçsel davranış standartlarını ve İlahi seviyede düşünce biçimini koruyan bireyler vardır. Bunun yanında, açıkça, Tanrı’ya ve İnanca gülen bireyler de vardır.

 
 

Bu insanlar aynı şehirlerde nasıl var olabilirler? Aynı evin içinde nasıl yaşayabilirler? Ve bütün bunlar Üstalar’ın konuştuğu İlahi prensiplerle nasıl bağdaşabilirler?

 

Gerçekten de, şu an Dünya’da çok karanlık bir zaman hakimdir. Ve sapla samanın birbirinden ayrışma süreci tam olarak şu anda vuku bulduğu için, bu zaman gerekli ve doğaldır. Her insan, kendi içsel doğasını gösterme imkânına sahiptir. Ve her insan seçimini bilinçli bir şekilde yapmaktadır. Kitle iletişim araçları ve farklı insanlar tarafından duygusal ve mental baskı ortamında bulunarak, İlahi davranış standartlarını korumayı başarabilen seçilmişler ise çok azdır.

 

Bu, orta çağlara bir geri dönüştür. Bu, ahlaki değerlerin ve kültürün muazzam bir düşüşüdür. Ve nasıl ki, bitki tohumlarının ancak binde biri veya milyonda biri yeni bir bitkiye yaşam verme şansına sahip oluyorsa, aynı şekilde insan bireylerinin de çok az bir yüzdesi, kitlesel bilincin kıyma makinesinden geçerek, evrimine devam edebilecektir.

 

Sizler olağan yaşamdan ayrılmadan testlerinizi ve sınamalarınızı geçiyorsunuz. Ve Tekâmül Yolu´nuz da etrafınızı saran, olağan yaşamın içinden geçmektedir. Bunu bir düşünün. Etrafınızdaki her şeyin kötü ve bütün dünyanın sanki çılgına dönmüş olmasının da bir öneme sahip olmadığını düşünün. Yalnızca içinizde olup biten şeyler önemlidir. Bu kötü şartlara ne kadar direnebildiğiniz ve davranışlarınızda İlahi yönlerini ve Tanrı’nın İradesi’ne olan bağlılığınızı ne kadar koruyabildiğiniz önemlidir.

 

Yerküre’de muazzam bir savaş devam etmektedir. Ve daha önceleri, başka bir ülkeye, dağlara veya ormanlara giderek bu savaştan saklanmak mümkünken, şu anda bütün dünya ateş tarafından sarılmıştır ki içinde bazı ruhlar geri dönülmez bir biçimde yanarken, başka ruhlar ise saf bir altın haline eritilerek ölümsüz oluyorlar.

 

Bugün, pek de teselli edici olmayan şeyleri sizlere bildirdim. Bununla beraber, her şeyi neredeyse gerçekte olduğu şekliyle söyledim; yalnızca bilmenize müsaade edilmeyen birtakım detayları hariç tutarak.

 

Bu yüzden, sevgililerim, bu mesajım eğer birileri için bir yardım eli, bir destek olursa çok mutlu olurum. Çünkü bütüne bakılarak mesajım sanki üzgün bir tona sahipmiş gibi görünse de, içinde yine de mutlu bir ton vardır. O da sizin ölümsüzlüğünüzdür, ki pek çoğunuz bu bedenlenmenin sonuna kadar onu kazanması gerekir.

 
BEN Hilaryon.
 

© Tatyana Mikuşina, 2009

 


Kurulum Tarihi : 17/07/2013 · 15:27
Son Güncelleme : 17/07/2013 · 15:27
Kategori : Dikte X
Sayfa Oku 5362 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye