* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
 -  Dikte X
+ Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
261 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte X - ....... 06.12.2009

Çocuklarınıza öyle davranmalısınız ki; sanki ben, Tanrı Maitreya, çocuğunuzun suretinde sizlere gelmişim gibi.

 
Tanrı Maitreya
6 Aralık 2009
 

Maitreia5_dete.jpgBEN Maitreya.

 

Dünyanıza gelmek için yeniden fırsatım olması ne kadar da sevindirici! Tıpkı bir çocuk gibi sevinçliyim, çünkü dünyanıza bakmak benim için çok büyük bir hayaldir. Ben her zaman gelmek istiyorum. Ancak, İlahi Yasa bunu yapmama izin vermemektedir. Çünkü bilinç seviyeniz, geldiğimde beni tanıyamayacaktır.

 

Sizler kudretli bir Tanrı görmeyi bekliyorsunuz, oysa ben Yüce Bilgeliğe sahip küçük bir çocuğumdur.

 

Çocuklarınıza bir bakın. Çoğunun yüzü büyük bilge insanların yüzlerini andırmaktadır. Gözlerinin içine bir bakın. Yeni doğmuş bir bebek bizim dünyamızdan gelmiştir. O bizim dünyamızı hatırlamaktadır. Ve çevresinde ne görüyor? Telaş görüyor. Kargaşa görüyor. Bir sürü gürültü. Ama o, içindeki Tanrı’yı kabul etme istediğinizi, dünyaya söylemek için geldiği sırrı öğrenme istediğinizi görmüyor.

 

Yaşamının ilk aylarında, çocuk yarı yarıya ve hatta daha fazla bir bölümünde bizim dünyamızda bulunmaktadır. Bu süre içerisinde ondan öğrenebilecekleriniz vardır. Tabi ki o, kelimelerle veya eylemlerle sizlere öğretemez. Ama o, dünyamızın durumunu sizlere aktarabilir. Bu durum onun aurasında bulunmaktadır. Ve birçok insan içgüdüsel olarak çocuğa dokunmayı, onu kollarına almayı, başını okşamayı çalışmaktadır. Elbette ki bilinçsizce yapılan bu eylemler, sizlere çocuğun aracılığıyla bizim dünyamıza temas etme olanağı vermektedir. 

 

Ancak sizler, çocuğunuzun dünyamızdan gelen bir elçi olduğunu unutmuş, kendinizi tamamen sıradan eylemlerinize teslim etmişsiniz. Sizler televizyon izliyor, telefonda konuşuyor, müzik dinliyorsunuz. Çocuğunuzun neden huzursuz olduğunu, neden ağladığını ve huysuzluk ettiğini şaşıyorsunuzdur.

 

Ancak sizin yaptığınız şeyler, bizim dünyamızdan öyle farklı ki; çocuk devamlı bir stres altındadır. O size müziği kapatmanızı ya da televizyonu kapatmanızı söyleyemez, o size telefon muhabbetlerine son vermenizi söyleyemez. O, bütün bunlardan memnuniyetsizliğini ağlayarak ve bu şekilde bütün bu şeyleri istemediğini göstermektedir. Ama sizler, çocuğun yemek veya içmek istediğini veya yalnızca yorgun olduğunu ve uyumak istediğini sanıyorsunuz. Çocuklarınıza karşı tutumunuzu yeniden gözden geçirmelisiniz. Çocuklarınıza öyle davranmalısınız ki; sanki ben, Tanrı Maitreya, çocuğunuzun suretinde sizlere gelmişim gibi.

 

Onun hiçbir şey anlamadığını düşünerek, çocuğunuzun huzurunda yaptığınız bütün bu şeyleri, benim huzurumda da yapar mıydınız?

 

Yaptığınız gibi davranır mıydınız?

 

Ben bedenlenmeye geleceğim, bunu istiyorum, ancak çocuklarınıza karşı tutumunuzu değiştirmeyinceye kadar gelemem.

 

Yaşamının ilk aylarında, çocuğun aurası bütün bir şehrin büyüklüğü kadar olabilir. Sizler gerçekten de Gökler’in bir elçisini karşılıyorsunuzdur. Peki, sizler Gökler’in bir elçisini karşılamak için gerekli olanı yapıyor musunuz?

 

Sizler çocuklarınızın hiçbir şey anlamadığını düşünüyorsunuz. Onların aptal olduğunu ve gerçekliği sizin onu gördüğünüz biçimde idrak edemeyeceklerini düşünüyorsunuz.

 

Çocuklar diğer dünyanın tasvirini taşıyarak sizin dünyanıza geliyorlar. Ve onların pek çoğu, dünya tekâmül okulundan geçmiş bilge ruhlardır. Peki, onlar ne görüyorlar? Onlar aguk guguk sesler çıkartan anne-baba ve akrabalar görüyorlar. Ve tüm dünyada hiç kimse onlara, doğumlarından itibaren her şeyi bilen bilge ruhlar şeklinde davranmıyor. 

 

Çocuğun aurası yavaş yavaş, çevresindeki ailenin, şehrin, içinde doğduğu ülkenin atmosferini içine çekiyor ve yaklaşık üçüncü yaşına doğru, bizim dünyamıza ait hatırası tamamen yok oluyor. O, sizin alışkanlıklarınızı, bağımlılıklarınızı, davranış kalıplarınızı içine çekiyor. Üçüncü yaşına doğru artık çocuk, içinde bulunduğunuz ve bulunmaya devam ettiğiniz bütün olumsuz halleri aurasında barındırmaktadır. Ve eğer sizin onu uyuyor ve hiçbir şey anlamıyor sandığınız zamanlarda, televizyon izleme veya radyo dinleme fırsatına da sahipse, bu durumda çocuk, kitle iletişim araçlarınızdan bir ırmak misali akan bütün o kâbusu içine almaktadır. Ve artık üçüncü yaşına doğru sizler önünüzde, dünyanıza gelen bir melek değil, dünyanın bütün günahlarıyla yüklenmiş ve yaşamının sonuna kadar ailenin karmasını, akrabaların karmasını, ülkenin karmasını ve dünyanın karmasını dönüştürmesi gereken bir ruh görürsünüz.

 

Dünya beni kabul etmeye hazır hale gelene kadar dünyanıza gelemem. Ve bahsettiğim bu şeyin gerçeklikle uyuşmadığını, benim abarttığımı veya büyüttüğümü düşünüyorsanız, bu durumda sizler, dünyanıza gelişimi daha da erteliyorsunuzdur.

 

Bilgisizlik, dünyanızda alayın başını çektiği müddetçe, en basit hakikatleri bir masal gibi algılandığınız müddetçe, benim sizin dünyanızda yapabileceğim hiçbir şey yoktur. 

 

Ben olabildiğince çabuk bedenlenmeye gelmeye çok istiyorum. Ve gelişimi yalnızca sizler hızlandırabilirsiniz.

 

Doğru tutumu benimsemeniz gereken yalnızca çocuklar değildir. Fiziksel dünyada yaşayan her kişi, sevilme hakkına sahiptir.

 

“Komşunu kendin gibi sev”. Bu emir ne kadar zaman önce Sevgili İsa tarafından verildi? Bu emrin verildiği zamandan bu yana yeryüzünde ne kadar da olaylar yaşandı. Sizler dünyanızda ne kadar da meşgulsünüz. Sizler sürekli bir şeylerle meşgulsünüz. Artık durmanın ve İsa’nın sizler için söylenmiş olan sözlerini duymanın vakti gelmedi mi?

 

Emirlerin yerine getirilmesi için kaç kez tekrarlamak gerekiyor? Yalnızca okumak veya dinlemek değil, alınan Öğreti’yi aynı zamanda yaşamınızda da takip etmeye öğrenmeniz için kaç kez mesajlarla gelmek gerekiyor?

 

Tekrar geleceğim. Mesajlarımı vereceğim. Ve bedende bulunan ve mesajlarımızı yalnızca okumakla kalmayıp aynı zamanda onları yaşamda da uygulayan, yeryüzünde en azından yüz kişinin bulunabileceğini umarım.

 
BEN Maitreya.
 

© Tatyana Mikuşina, 2009


Kurulum Tarihi : 27/04/2013 · 23:35
Son Güncelleme : 27/04/2013 · 23:39
Kategori : Dikte X
Sayfa Oku 5445 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye