* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
 -  Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
260 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XI - 03.01.2010

Yeryüzünde kozmik Hiyerarşiyi canlandırmadan, İlahi Yasa’ya itaat etmeden Yeryüzü insanlığının hiçbir geleceği olamaz

 
Musa
3 Ocak 2010
 
 

Musa01.jpgBEN Musa. Bugün, kalplerinize İlahi Yasa’nın önceliğini bir kez daha pekiştirmek için geldim.

 

Şunu anlayın ki; yaşamınızda Tanrı ile ilişkinizden daha önemli olan hiçbir şey yoktur, Tanrı ile olan kişisel ilişkinizden.

 

Tanrı hiçbir dine, inanca veya milliyete ait değildir. Tanrı uludur! Ve O sizi sarıp sarmalayan her şeydir; gözle görebildiğiniz ve göremediğiniz her şey.

 

Onun için, insanlığın beşinci kök ırktan, altıncı kök ırka bir sonraki çıkışını gerçekleştirdiği şu anda, İnanç ile ilgili mesele ilk sırayı tutmaktadır.

 

Sizlere bunu anlatmaya geldim. Çünkü pek çoğunuz inanç adı altında, Tanrı’yla hiçbir ilişkisi olmayan tamamıyla farklı şeyleri anlıyorsunuz. Ben ne hakkında konuştuğumu biliyorum.

 

Musa olarak bedenlenmem esnasında Tanrı’yla konuşuyordum. Hiç kimse, hatta kardeşim Harun bile, Tanrı’yla direkt olarak konuşma şansına sahip değildi. Ve bütün o kırk yıl boyunca çölde benimle birlikte yürüyen insanlar, Tanrı’yla iletişim kurmama olanak tanıyan, kendi içimde sahip olduğum bir şey sayesinde, hayatta kalmayı ve o sınamayı geçmeyi başardılar. Bu, Göklerin çok yüce bir lütfuydu. Bu, benim düşünceme göre; kendimin çok da layık olmadığım İlahi bir armağandı. Bununla birlikte, Tanrı başka şekilde hüküm verdi. Ve bütün kişisel zaaflarımın ve kusurlarımın yanında, Tanrı, içimde bu İlahi lütfu almama olanak tanıyan bir şeyin olduğuna dair karar kıldı.

 

Bu İlahi armağanı yaşamımın son günlerine kadar kalbimin içimde taşıdım. Ve bunun sayesinde bana güvenen insanlar, karanlıklardan Vaadedilmiş Topraklara çıkmayı başardılar.

 

Başka hiç kimse bu armağana sahip değildi. Tanrı’ya ve bana sadık olduklarını düşünen insanlar ise; Tanrı’yla konuşmak için dağa çıktığımda, kırk gün boyunca yokluğumda, yalnızca bu kırk gün içinde Tanrı’ya sırtlarını çevirdiler ve altın buzağıya hizmet etmeye başladılar.

 

Sürekli bu insanlarla birlikte olmak ve onları bir gün bile yalnız bırakmamak zorundaydım. Gittiğimde insanlar bilinç seviyelerini kaybediyorlardı, geri dönmemle ise onu yeniden kazanıyorlardı.

 

Tanrı, Dünya’daki bütün insanların bilinç seviyelerini koruyamaz. O, yalnızca seçilmiş olan birkaç kişinin içinde hazır bulunabilir.

 

O, İsa’nın içinde bulunabilirdi. Ancak, o zamanlar, insanlığın düşüşü o kadar büyüktü ki; kalabalık: “Onu çarmıha gerin” diye bağırıp duruyordu.

 

Tanrım! Sen bütün bunları gördün. Tanrı’nın merhameti ve O’nun Sabrı ne kadar da büyüktür ki şimdiye dek bile İsa’yı çarmıha geren ve kırk gün boyunca dağa çıktığım esnada altın buzağının önünde dans eden o insanlar halen Dünya’da bedenleniyorlar. Ve onlar kaderinden şikâyet etme cüretine sahip.

 

Şimdi ırkların değişme zamanı geliyor. Ve halkların, kastların birbirleriyle karışmasının durdurulması gereken zaman geliyor. Bütün bu halk keşmekeşinden İlahi bir düzen yaratmak gerekiyor.

 

Şu an Dünya’da her şey tepetaklaktır. Alayın en başında Tanrı’dan olmayan ve kalplerinde Tanrı’yı taşımayan kişiler yer tutuyor. İnsanlığın sahip olduğu tek şansı; İlahi düzeni yeniden tesis etmektir.

 

Kalplerinde Tanrı’nın yaşadığı insanlar itibar görmelidir. Kalplerinde İnanç barındırmayan kişiler ise; bilinç seviyeleriyle uyuşan mevkileri işgal etmek zorundadırlar. Yeryüzünde kozmik Hiyerarşiyi canlandırmadan, İlahi Yasa’ya itaat etmeden Yeryüzü insanlığının hiçbir geleceği olamaz.

 

Tanrı’nın merhametinin hiçbir sınırı yoktur. Ve Dünya’ya fırsat üstüne fırsat sunulmaktadır.

 

Pek çok ruhun cehalet içinde olduğunu, birçok ruhun da kendilerini illüzyonun karanlığından özgürleştirecek bilgiye sahip olmadığını görüyorum. Öyleleri de var ki; açıkça Tanrı’ya ve O’nun Yasalarına gülüyorlar. Onlar İlahi Merhameti, İlahi bir zayıflık olarak görüyorlar.

 

Şu an Dünya’da çok güç ve zor bir zaman hakimdir. Her şeyin birbirine karıştığı bir zaman. Arsızlık ve bayağılık toplumda merkezi bir yer işgal etmektedir.

 

Zaman geldiğinde ben Dünya’ya geri geleceğim. Ve bütün insanlar altın buzağın önünde dans ederken, kendilerine güvenebileceğim, o adanmış ve inançla dolu olanları tekrar çağıracağım. Ve yalnızca adanmış ve inançla dolu olanlar, Dünya’nın yaşayacağı şeyleri atlatabilirler.

 

Arsızlığa, bayağılığa, gericiliğe ve cehalete ise, mümkün olan en kısa süre içinde bir son verilecektir.

 

Tanrı’nın bütün planlarını bilmek sizlere bahşedilmemiştir. Ve yaklaşmakta olan bu şeyi insani bilincinizle engellemek için ne kadar uğraşırsanız uğraşın, kaç tane bomba sığınağı kazarsanız kazın ve kendinize ne kadar yiyecek-içecek stokları tedarik ederseniz edin, bütün bunlar Tanrı’nın yolunda dikkate bile değmeyecek bariyerlerdir yalnızca.

 

Şu anda Tanrı tarafından dizginlenen karmanızın geri dönüşünden, dünyanızda saklanabileceğiniz ve kendinizi emniyette hissedebileceğiniz hiçbir yer yoktur.

 

Tanrı’nın sizlere bıraktığı tek çıkış; kalplerinizden akıp gelen sağlam İnanç, karşılıksız Aşk ve İlahi Bilgeliktir.

 

Sizler için zor olacaktır, çünkü her köşede altın buzağılar sergilenmektedir. Kaidelerden altın buzağılarınızı kendiniz devirmek ve dünyanızda İlahi gerçeklik piramidini yeniden kurmak için zaman verilmektedir.

 

Vadeler bellidir. Ve kozmik vadelerle belirlenen İlahi Merhametin bile bir sonu vardır.

 
BEN Musa.

Yeryüzü insanlığının aklını başına getirme göreviyle geldim.

 
 

© Tatyana Mikuşina, 2010


Kurulum Tarihi : 23/03/2013 · 15:54
Son Güncelleme : 23/03/2013 · 16:01
Kategori : Dikte XI
Sayfa Oku 5594 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye