* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
 -  Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
259 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XI - 02.01.2010

Bu mesajın sunduğu armağanı yüreğinizde kabul edin
 
Gautama Buda
2 Ocak 2010
 
 
Zlaten_Buda.jpgBEN Gautama Buda.
 
Bugün, size, gelişiminize ve günlük yaşamınızda faydalı olacağını umduğum hakikatleri bilinçlerinize pekiştirmek için geldim.
 
Bizler ne kadar uzun bir zamandır mesajlarımızı veriyoruz.
Ve ben fiziksel planda olsun, bilinçlerinizde olsun, çok az şeyin değiştiğini hayretle izliyorum.
 
Ve neden öyle olduğunu biliyor musunuz? Çünkü illüzyon güçlüdür. Ve o öyle güçlü ki; dünyanızın illüzyonu ile bizim hangi bilgi ve Öğretimiz etkileşime girerse girsin, başarısızlığa uğruyor ve bilinçlerinizde illüzyon galip geliyor.
 
Sizler Hakikatin fokusunu kendi içinizde sabitleyemiyorsunuz. İllüzyonda, ona dayanarak hareket edebileceğiniz, varoluşun yüksek prensiplerini takip edebileceğiniz bir dayanak noktası bulamıyorsunuz
 
Ben, Prens Siddharta olarak bedenlenişimin tecrübesine dayanıyorum.
 
Evet, Hakikati bulabilmek için pek çok yıl adadım. Aydınlanmaya Tanrı’nın merhameti sayesinde, bu kâinatın Yüce Kudreti sayesinde ulaştım.
 
Durugörü ve hakikati illüzyondan ayırt etme armağanını elde ettim. Sayesinde herkesin yolumu takip edebileceği ve aynı şekilde aydınlanmaya ulaşabileceği bir bilgi elde ettim.
 
Bu, 2500 yıldan daha fazla bir zaman önce oldu. Etrafınızda aydınlanmaya ulaşmış çok fazla buda görüyor musunuz?
 
Evet, biliyorum ki bütün zamanlar boyunca, Tanrı, Dünyayı azizlerinden ve kendi hizmetkârlarından mahrum bırakmamıştır. Yine de bu kişiler çok azdı. Her yüzyılda birkaç kişiden fazla değil.
 
Bu her zaman böyle değildi. Dünya daha iyi zamanlar da biliyor. Ve şimdi Yükselmiş bir Üstat’ın bilinç seviyesine sahip olduğumda, insanlığın kendi doğasının karanlık tezahürlerini takip etmeye başlayarak, aşağıya doğru kaymaya başladığı o anı çok iyi görüyorum.
 
Ve şimdi görünüşte, insan yaşamının bütün alanlarında apaçık görülen ilerleme, yalnızca tek bir alana dokunmamıştır o da; insanoğlunun Yüksek dünya ile olan ilişkisini.
Bu alanda her şey, daha önce olduğu gibi, insan fantazisinin her türlü anlamsız tezahürleriyle dolup taşmaktadır. Ve birçok temiz olmayan insan, pek çok hakikat arayıcısını kendi ağlarına düşürerek, esas itibariyle ruhlarını harap ederek onları manipule etmeyi ve yönetmeyi kendi meslekleri ve hobileri haline getirmişlerdir.
 
Ancak bu alana bir düzenleme getirmeden, tüm diğer alanlara, kozmik yasaları nitelikli bir biçimde tezahür ettirmek mümkün değildir. İnsan faaliyetinin tek bir ana sahası vardır: Yüksek dünya. İnsan faaliyetlerin diğer bütün alanları buna bağlı ve ona tabidir.
 
Bu bir yasadır ve her zaman bu şekilde olagelmiştir. Bu yüzden İnancınızın, adanmışlığınızın derecesi ve içsel niyetlerinizin saflığı, yaşamınızın bütün alanlarını yönetir.
 
Ve insan faaliyetinin bu yüksek alanına: insanoğlu ve Tanrı arasındaki ilişkilere, insanoğlu ve Yüksek dünyalar alanına bir düzen koyuluncaya kadar, bütün kitle iletişim araçları düşük nitelikteki örnekler ve bariz bayağılıkla dolup taşacaktır.
 
Sizlerden tapınaklara ve kiliselere gitmenizi ve kurtuluşunuzu orada aramanızı istiyormuşum gibi görünebilir. Gerçekte ise; İnanç sizlerin içsel bir niteliğidir ve ziyaret ettiğiniz tapınakların sayısına bağlı değildir.
 
Daha o zaman, benim en ünlü bedenlenmem sırasında, etraflarını çepeçevre sarmış olan illüzyonla baş etmenin insanlar için çok zor olduğunu anladım. Ve bir kaç yüzyılda bunu yalnızca az sayıda kişi tek başına yapmayı başarıyor.
 
İşte, deneyimimi diğer insanlarla paylaşmaya beni iten şey tam da budur. Göklerin merhameti, benim kraliyet kökenim ve ayrıca ruhsal başarılara saygı gösterilmesi kabul gören bir ülke olan Hindistan'da yaşamam sayesinde çok çabuk bir şekilde popülarite kazandım. Ve nüfuzumu, mümkün olabildiğince çok sayıda insanla tecrübemi paylaşmak için kullandım.
Anlıyordum ki pek çoğu benim öğrettiğim hakikatleri kavramazdı. Bununla birlikte, onların adanmışlığını, onların kararlılığını görüyordum ve aydınlanmaya belki bu bedenlenmede ulaşamayacaklarını, ancak onların kazandıkları tecrübe ortadan yok olmayacağını anlıyordum. O, onların kauzal bedenlerinde yer edecek ve kozmik fırsat izin verdiğinde, bu tecrübe ortaya çıkabilirdi.
 
Sizlere bütün bunları, bu mesajımın öğrencilerim tarafından okunacağı umuduyla anlatıyorum. Herkesten ziyade sizlere sesleniyorum. Bu mesajın sunduğu armağanı yüreğinizde kabul edin. Yüreğiniz bu mesajımı kavrasın. Ve belki, bizzat kendim sizlere öğretme fırsatı bulduğum o öğrencilik zamanlarını hatırlayabilirsiniz.
 
Ben büyük toplantıları sevmiyordum. Çok sayıda insan bulunurken, onların kalplerine ulaşmak çok zordur. Çünkü auraları yanlarında oturan kişilerin etkisi altında kalıyor ve Öğreti pek çok auranın aracılıyla yansıyor. Böyle bir eğitimin sonucu güçlükle tahmin edilebilir.
 
Ben fark edilmeksizin öğretmeyi seviyordum, öğrenci bir öğretim sürecinin meydana geldiğini anlamıyordu bile. Her gün yapılan işlerin örnekleriyle öğretiyordum. Ve ben her zaman, her türlü işin sonucunun yalnızca fiziksel planda mükemmel olması için değil, insanın yaptığı deneyimi, onun yüksek bedeninde daima kalması için enerjiyi doğru bir şekilde nasıl yönlendireceklerini söylüyordum.
 
Bu öğretim süreci çok daha etkilidir. Ve bütün beklentilerimi aşan sonuçlar elde ediyordum. Tek şart öğrencilerin talimatlarımı onlara yardım etmek isteyen bir Öğretmenin talimatlarıymış gibi algılamalarıydı: haksız bir iddia ve bir suçlama olarak değil.
 
Kişinin aynı şeyi söylediklerime olan tavrı öğrenimin etkililiğini belirliyordu. Ve eğer kişi benim söylediklerimi sevgiyle ve onları mümkün olan en güzel şekilde yerine getirmek için bir istekle kabul ediyorsa, o kişi mükemmelleşiyor ve gözlerimin önünde çiçek açıyordu.
 
Etrafa karşı söylediklerimi kabul ediyormuş gibi gösteren, ancak ruhlarının derinliklerinde benim haklı olmadığımı ve sözlerime ya da belirtiklerime çok fazla önem vermemeleri gerektiğini düşünen kişiler, bir süre sonra sinirli, dengesiz bir hal alıyorlar ve topluluğumu terk ediyorlardı. Onları engellemiyordum. Çünkü öğrenmek istemeyen bir kişiye bir şey öğretmek imkânsızdır.
 
Bugün sizlere dünyevi hayatımdan bir örnek anlattım. Tek bir örnek. Bununla beraber, kabul edin ki çoğunuz, Yaşamın sizlere verdiği öğretiyi takip edemediğiniz için acı çekiyorsunuz.
 
Her biriniz öğretmen olarak bir Yaşam'a sahipsiniz. Ve yaşamınızda karşınıza çıkan bütün problem ve durumlara yaklaşımınıza bağlı olarak, sizleri ya evrim yolunda ilerletebilir ya da sizi çok gerilere atabilir.
 
Ve fiziksel planda gerçek bir Öğretmenden alabileceğiniz tavsiyeleri takip etseydiniz, pek çok içsel probleminiz de çözülebilirdi. Umarım, Şambala Üstatlar'ın enkarnasyonlarının ulaşılabilir olacağı o altın çağ gelecektir. Böylece onlar gelebilecek ve sizlere dolaysız bir öğretim verebileceklerdir.
 
Şimdi ise yaşamınızda yalnızca doğru yönleri koruyabilmeniz için bizler elçilik kurumunu kullanıyoruz. Birçokları için bizim bu diktelerimiz kendi yaşam rotasını ona göre ayarlama fırsatı buldukları bir pusulanın oku gibidir. Tabi ki bu da çok önemli bir iştir. Ve birçok ruh yaşamda bir yön elde etme fırsatına sahip oluyor.
 
Bugün sizlerle birlikte oldum. BEN Gautama Buda.
 
 
© Tatyana Mikuşina, 2010


Kurulum Tarihi : 22/03/2013 · 11:14
Son Güncelleme : 22/03/2013 · 11:25
Kategori : Dikte XI
Sayfa Oku 5543 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye