* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
+ Dikte XI
 -  Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
261 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XII - .... 29.12.2010

Giden yıla ait bazı sonuçlar
 
Serapis Bey
29 Aralık 2010
 
Serapis_Bey.jpgBEN Serapis Bey.
 
Sizlere geldiğim gün, giden yılın son günlerinden birisidir. Dolayısıyla, giden yıla ait bazı sonuçları değerlendirmek tabi olurdu.
 
Ve bizler için Yeni Yıl, kutladığımız bir bayram olmamasına rağmen, yine de Karmik Kurul toplantısı devam ediyor ve onlar değerlendirmeler yapıyorlar ve bir sonraki yarıyıl için planları belirliyorlar. Neden siz ve biz aynı şeyi yapmayalım, en azından değerlendirme kısmında?
 
Giden yılda, hatırlamak ve kaydetmek isteyebileceğimiz farklı olan ne vardı? Maalesef, öyle çok mutlu olaylar yoktu. Ve bu mutlu olmayan olayların arasından ben, elçimizin fiziksel olarak bulunduğu ülkenin, ruhsal lider olabilme hakkını kazanmak için sınavlarını veremediğinden söz etmek istiyorum.
 
Bu ifadem pek çok insan için yeni olmayabilir. Sezgisel olarak da sizler, sonucun tam da böyle olduğunu çoktandır hissetmiştiniz. Dolaysıyla ben yalnızca gerçeği dile getirmiş oluyorum.
 
Yine de, ileride ne olacak? Bedende bulunan bazı bireyler, sırf görevlerini yerine getiremediler ya da getirmek istemediler diye her şey bitemez ki.
 
Gerçekten, yaşam devam edecektir, fakat yakın gelecekte insanlığın yüz yüze kalacağı sıkıntılar gösterecektir ki; belirli sayıda bireyin kolektif tercihi, evrimsel gelişim yönünde olmamıştır. Böylece, her şey olup bitmiştir. Tercih yapılmıştır. Şimdi ise yapılacak tek şey, insanlığın üstüne çökebilecek bu sonuçları mümkün olduğu kadar hafifletmektir.
 
Peki, bunun için ne yapılmalı? Kendiniz üstünde çalışmak. Belki de fark etmişsinizdir, insana ait en yüce nitelikler sizin içinizden akıp gelmektedir: Aşk, Merhamet, Şefkat, komşularla ilgilenme, Sevinç. Bütün bu nitelikler yüreklerinizden hâsıl olmaktadır. O halde, içinizden akıp gelen İlahi nitelikleri göstermenizi engelleyen içsel bariyerleri aşmak da doğaldır.
 
Maalesef dünyanın durumu öyle ki, en yüce İlahi niteliklerin gösterilmesi, etraftaki insanlar tarafından tehlikeli bir şeymiş gibi algılanmakta. Bir deney yapmaya çalışın: dua okuduktan veya birtakım ruhsal pratiklerle uğraşıp içinizin ilhamla dolduğu bir anda sokağa çıkın ve bu yüce duygularınızı komşularınıza, beraber çalıştığınız insanlara veya hiç tanımadığınız birilerine ifade edin. Sanırım böyle bir deneyin sonucu önceden de tahmin edilebilir: sizi büyük ihtimalle daha tam anlamıyla olgunluluğa erişememiş veya etrafınızdaki insanlardan bir şeyler isteyen birisi olarak kabul edecekler, hatta belki kötü niyetlere sahip birisi olarak sizden şüpheleneceklerdir.
 
Toplumun nasıl da tersyüz olduğunu hayret vericidir. En yüce insani vasıflar kuşkuya yol açarken, kabalık ve somurtkanlık ise en yaygın niteliklerdir.
 
Gerçekten hayret verici! Ve tabi ki, böyle bir durumda içsel barışı ve uyumu korumak çok zordur. Lüzumsuz yere dikkat çekmemek için çevreye ayak uydurmak gerekir. Ancak yine de titreşimlerinizi saklayamazsınız. Her bir hücreniz İlahi frekansta titreşmektedir. Ve sert bir görünüme bürünüp, kaşlarınızı çatsanız bile, bu bir işe yaramayacaktır. Başka bir dünyaya ait bir kişi olduğunuzu anında fark edeceklerdir.
 
Peki, çıkış yolu nedir? Her zaman ne idiyse şimdi de aynı: birleşmek ve Işığı ne olursa olsun yaymak. Tuhaf, garip veya bu dünyadan birisi değilmiş gibi algılanmaktan korkmayın.
 
Daha çetin zamanlar kapıdadır. Ve yalnızca birkaç düzine insanın yanlış tercihleri yüzünden, bütün insanlık pek de yüce olmayan bir yolu takip etmeye zorlanıyor.
 
Elçimiz aracılığıyla mesajları neden yeniden vermeye başladığımızın sırrı işte budur. Bedende Işık taşıyıcıları bulunduğu müddetçe, mesajlarımız aracılığıyla ruhsal bir destek sağlamak da dâhil olmak üzere, mümkün olan bütün yardımları sunuyor olacağız.
 
Bedende bulunan insanlar arasında, kendilerinin Işık taşıyıcıları olduklarını bile farkında olmayan pek çok kişi vardır. Onlar sadece iyi işler yapıyor ve bunun için herhangi bir ödül de beklemiyorlar. Onlar yalnızca iyi işler yapıyorlar ve bunun herkes tarafından fark edilmesi gereken bir şey olduğunu akıllarına bile gelmiyor. 
 
Bunun yanında kendilerini Işık taşıyıcıları olarak hararetle ilan eden, Işık Hiyerarşisi’ne bağlılıklarını beyan eden başkaları da vardır. Ancak, bu insanların çoğu, bize muhalif güçleri temsil etmektedirler. Ruhsal başarılara sahip gerçek Işık taşıyıcıları alçakgönüllüdürler. Ve bir kişinin ruhsal kazanımları ne kadar fazlaysa, kendisi hakkında konuşması da o kadar azdır çünkü bilir ki; Yol’daki büyük erkek ve kız kardeşleriyle - Yükselmiş Üstatlar’la mukayese edildiğinde onun başarıları küçüktürler.
 
Kendi kendini ele vermemesi için iyi işlerin gizlilik içinde yapılmasının gerektirecek zaman gelmektedir. Ve bizler öğrencilerimizi onlar bedenlenmeden önce buna hazırlamıştık. Toplum, düşük ve yararsız örneklerin “tadını tamamen çıkarması” gerekir, daha sonra, bir kaç zaman geçince, sarkaç yasasında göre, insanlar yeniden ışığı ve güzelliğin örneklerine tekrar uzanacaklardır.
 
Şu anda sarkaç, ilahi modellerin tam zıt yönünde salınmaktadır. Ancak, şunu anlamalısınız ki; bu geçici bir durumdur ve Yükselmiş Üstatlar hiçbir şartta sizleri bırakmayacaklardır.
 
Dayanmak lazım. Bunun için de bütün gücünüzün ortaya koymanız gerekecektir.
 
Sene sonu için pek de keyifli olmayan bir mesajla geldim. Ancak yine de, yakın gelecekte onu kullanmak isteyecekler için İlahi fırsatın ipini uzatmış oldum.
 
BEN Serapis Bey.
 
 
© Tatyana Mikuşina, 2010
 


Kurulum Tarihi : 18/11/2012 · 12:36
Son Güncelleme : 17/12/2012 · 17:00
Kategori : Dikte XII
Sayfa Oku 5806 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye