* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
+ Dikte XI
 -  Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
260 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XII - .... 28.12.2010

Bugünkü konuşma sizlere Yol’daki başarısızlıklarınızı açıklayacaktır
 
Sevgili Kuthumi
28 Aralık 2010
 
Kuthumi2.jpgBEN Kuthumi, bir konuşma yapmak için tekrar gelen.
 
Muhtemelen, anlatmak istediğim şey sizler için faydalı olacaktır. En azından, ruhlarınızın gelişimi için faydalı olacaktır.
 
Mesajlarımızda önceden de defalarca bahsettiğimiz gibi, her kişinin içinde, hakikaten gerçek bir hazine olan bir şey vardır. Bu hazinenin ise öyle bir özelliği vardır ki; bedenlenmeden bedenlenmeye çoğalabilir ya da hepten yok olabilir. Sizleri sanki soymuşlar gibidir. Ve benzerlik tamamen aynıdır. Gel gör ki; sizler kendi kendinizi soyuyorsunuz.
 
Sanırım bilmece gibi konuşuyorum ve önceki ifadelerim deşifre edilmeleri gerekiyor. Önceki sohbetlerimizden de kavramanız gerektiği üzere, insanın içinde ölümsüz bir parça ve fani, geçici bir parça bulunmaktadır. Ve birçok bedenlenmede elde edilen ışıldayan tecrübelerin tümü, Göklerde bir hazine gibi kauzal bedeninizde, sizin ölümsüz parçanızda birikmektedir.
 
Bunun yanında bir insan, kristal bir ip aracılığıyla gelen İlahi enerjiyi, bedenlenmeden bedenlenmeye İlahi olan eylemlere değil de, kendine yaşamın zevklerini tattırmak ve egosunun isteklerini yerine getirmek için harcıyorsa, bu durumda hazine çoğalmamaktadır. Gerçekte, sizler kendi kendinizi soyuyorsunuzdur.
 
Bedende bulunan her insana belli bir miktar enerji verilmektedir. Bu enerjiyi ise; sizler kendiniz kontrol etmektesiniz. Bu yüzden, aslında kozmik devirlerin sonunda Son Yargılama (çev. notu Mahşer Günü) diye bir şey yoktur. Ancak Tanrı tarafından bahşedilen enerjiyi, İlahi bakış açısına göre, doğru olmayan bir biçimde kullanmış olan insanlar, varlıklarını devam ettiremezler, çünkü içlerinde gelişip dönüşecek bir şey kalmamıştır.
 
İşte bu, insan varlıklarının bilinçlerine getirmeye çalıştığımız Öğretidir, onun temel taşıdır.
 
Ve Öğretinin bu satırlarını her seferinde okuduğunda, kişi onları önemsiyor, ancak bir an sonra yeni bir zevk ya da tatmin edilecek bir arzunun peşinden koşturuyor.
 
Eylemlerdeki bu tutarsızlık ve unutkanlık bizleri, aynı hakikatleri defalarca tekrarlamak zorunda bırakıyor.
 
İlk bakışta, boşuna bir iş yapıyormuşuz gibi görünüyor. Bununla beraber, bu olağan sohbetlerimiz esnasında, yalnızca bir kişi bile ansızın uyanırsa ve tüm hakikati kavrayabilse, o zaman mesajlarımızı aktarmaktan doğan enerji boşa harcanmamış olacaktır.
 
Evrim yolunda ilerlemeye devam ettikçe, illüzyon daha da ince bir hale gelmekte ve geçmiş yüzyıllarda vuku bulmamış birçok şey, şimdi artık tezahür etmektedir. Evet, Yol'da ilerledikçe de öğrenciler illüzyona ait daha ince tezahürlerle hem kendi içlerinde hem de dışarıda karşılaşmaktadırlar.
 
Kardeşlik için çalışarak ve hatta Kardeşliğin görevlerini yerine getirerek bile karma yaratmanın mümkün olabileceğini bazı insanların keşfetmesi ne kadar da değerlidir.
 
Pek çok insanın bakış açısına göre, bu açıklama anlamsız gelecektir. Ama gelin bu iddiayı ele alalım ve somut bir örnekle onu analiz edelim.
 
Diyelim ki kişi, Kardeşlik için belirli bir işi yerine getirmeye başladı: kitap dağıtmak, konferans vermek, mesajları başka dillere çevirmek vesaire. Ve o bu işi yıllardır yapıyor olsun. Bu durumda Karma Yasası tatmin edilmiş olduğunu ve o kişi de kauzal bedeninin büyümesi şeklinde ödülünü alması gerekiyormuş gibi görünüyor.
 
Ancak bu tarzdaki yüz olayın doksanından fazlasında, kauzal bedende herhangi bir büyüme görülmemekte, dahası karma yaratılmaktadır.
 
Sanırım, pek çok okuyucu bu satırlara ulaştığında, metinde bir şeylerin yanlış olduğunu düşünecektir.
 
Metinde yanlış olan bir şey yoktur. Bu yalnızca, bazı çelolarımızın yerine getirmek için birtakım yükümlülükler üstlendikleri ve bu yükümlülükleri yaşamları boyunca bir ödülmüş gibi taşıyacaklarını; bunun ise İlahi Yasa'yı hoşnut etmeye yeterli olacağını düşünüyorlar. Ancak Kardeşlik için yapılan bir iş bile olsa, işi yapmak tek başına bir başarı değil, işin yapılış kalitesidir. Sizler Kardeşliğin işini öyle yapmalısınız ki, her şeyi en iyi şekilde yapana dek kendinizi unutmalı, dünyadaki her şeyi unutmalısınız. Sizler fiziksel dünyada herhangi başka bir işi yaptığınıza benzer, Kardeşliğin işlerini ölçerek ve planlayarak yapamazsınız. Çünkü eğer çabalarınızı doğru bir şekilde yönlendirmezseniz ve doğru bir bilinç durumunda değilseniz, ortaya koyduğunuz çabaların meyvesi, fiziksel planda kendini çürük bir meyve olarak çok çabuk tezahür ettirecektir.
 
Ve bazen sizler için Kardeşliğin işlerini yapmamak, onları doğru bir bilinç durumunda değilken ve doğru çaba olmaksızın yapmanızdan daha hayırlı olurdu.
 
Belki de sizler dua pratiğine ve kendinizle, kusurlarınızla, psikolojik problemlerinizle çalışmaya geri dönmelisinizdir. Çünkü Kardeşliğin işlerini yapabilmek için, önceki yaşamlarınızda yarattığınız ruhsal bir temele sahip olmalısınızdır. Geçmişin büyük azizleri, fiziksel planda Kardeşliğin işini yapabilme yetisine sahip Kardeşliğin işbirlikçileri olabilirler. Ve tek bir bedenlenmede, Kardeşliğin işlerini yapabilmek için Tanrı'ya bunun için yalvararak, bu imkânı kazanmanız çok nadirdir.
Sizler ise, ruhsal başarılarınız ne kadar az, egonuz ise ne kadar büyükse, o kadar çabuk Kardeşliğin işlerini yapmaya kalkışıyorsunuz. Bu yüzden de karşılıklı sitemler ve hoşnutsuzluk baş gösterir. Sizler kendi gelişim seviyenizi anlamalısınız. Üstatlar'ın size verdikleri en küçük Hizmet Etme fırsatına bile büyük bir huşu hissetmelisinizdir.
 
Doğu'da çok iyi bilinen ama batılı bir insanın bilinci bunları güçlükle kavrayabildiğinden, böyle basit hakikatleri açıklamaya mecbur olduğum için gerçekten çok rahatsızım.
 
Umarım, bugünkü konuşma sizlere Yol’daki başarısızlıklarınızı açıklayacak ve Kardeşliğin işbirlikçileri olma hakkını kazanmak için sıradaki uygun yeri almanızı sağlayacaktır.
 
Bizler işbirlikçilerimiz için Gökler'e giden en kestirme yolu sunuyoruz, ancak bunun karşılığında bir şeyleri feda etmenin gerekliliğine dair sizler de hemfikir olmalısınız. Ve elbette ki bu sizin egonuz, bağımlılıklarınız, alışkanlıklarınız, sevgili tutkularınız ve uzak geçmişten kopup gelen psikolojik problemlerinizdir.
 
Yine de doğam gereği ben bir iyimserimdir. Ve bu onyıl içerisinde olmasa bile, belki bir sonrakinde, mesajlarımızın bizim düşündüğümüz şekilde sonuç vereceklerini umuyorum.
 
BEN Kuthumi, daima umutla olan.
 
 
 
© Tatyana Mikuşina, 2010
 
 


Kurulum Tarihi : 26/10/2012 · 23:47
Son Güncelleme : 17/12/2012 · 17:00
Kategori : Dikte XII
Sayfa Oku 5662 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.02 saniye