* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
+ Dikte XI
 -  Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
260 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XII - .... 23.12.2010

Uzaklara giderek değil, derinlere dalarak ulaşırsınız
 
Üstat Morya
23 Aralık 2010
 
BEN El Morya! 14moria.jpg
Aciliyet, mesajlarımızın aktarım şartlarını belirliyor. 
Zaman kısa, söylenmesi gerekenler ise pek çok. Birçok şey hakkında uyarmak. 
Dünya hep aynıymış gibi görünüyor. Mevsimler, günler ve geceler aynı şekilde değişip duruyor. Bununla birlikte, Dünya gezegenindeki durum fark edilemez bir şekilde değişmektedir. Bizler geldik. Bizler uyardık. 
Ve bulunduğumuz tarihi anda, eskiden olduğu gibi tüm insani illetler için ihtiyaç duyabileceğiniz tek deva; bilincinizin değişimidir. 
Kesinkes bilincinizin değişimi ama bu, bilincinizin değişiminden bazen sizlerin anladığı şey değildir. 
Sizler öyle sanıyorsunuz ki; Üstatlar’ın mesajlarını okuduğunuzda, dua nöbetleri tuttuğunuzda ya da Rozari okuduğunuzda bilincinizi değiştiriyorsunuz. Bunun her zaman böyle olmadığını söylemem için bana müsaade edin. Çünkü bir dizi mekanik eylemde bulunmak, belli sayıda dua veya kitap okumak, Yoldaki ilerleyişinizde yeterli kanıt sayılmaz. 
Fiziksel dünyanız dualite özelliğine sahiptir. Ve yapılan aynı eylemler, evrim açısından bakıldığında, olumlu bir sonuca da yol açabilir, olumsuz bir sonuca da. Fiziksel planda yapılan herhangi bir eylem dualdir. 
Yapılan aynı eylemler iyi bir sonuç yaratabileceği gibi bir felakete de yol açabilir. 
Bir örnek ele alalım. Sizler bir dua nöbeti tutuyorsunuz. Her gün buna epey zaman harcıyorsunuz. İnsanların çoğunluğunun bakış açısına göre, siz kesinlikle dünyanın menfaatine olan iyi bir eylem gerçekleştiriyorsunuzdur. Bununla beraber, eylemleriniz tam zıt yöne de yönlendirilebilir. Ve hatta çok samimi bir şekilde dua okuyor olsanız bile karma yaratabilirsiniz. Çünkü niyet enerjiyi yönetir.
Sözlerim birçok insana anlaşılmaz gelebilir. Zira dua etmenin kendisi bile birçok insan için halen yerine getirilmesi mümkün olmayan bir sonuçtur. 
Bizler ise herkese ulaşılabilir olmayan ince süreçlerden bahsediyoruz. Görünüşteki bütün kolaylığına rağmen verdiğimiz bu Öğreti, içinde bulunduğumuz zaman itibariyle yerkürede var olan en zor Öğretidir. Çünkü bu Öğreti, sizlere Ebedi Yaşam’a götüren kapıyı açmaktadır. Ancak bu Öğreti’yi yalnızca tam anlamıyla özümseyebilenler, Ebediyet’e götüren kapının anahtarlarını elde edebileceklerdir. Öğretimizden sadece kendilerine uygun geleni alıp, geri kalanını işe yaramaz bir çöplük gibi fırlatıp atan diğerlerden ise yalnızca anahtarlar değil, Ebediyet’e götüren kapının kendisi de tümüyle saklı kalacaktır. 
Gurur, ruhsal gurur da buna dahil; sözde Hakikat arayıcılarının birçoğunu harekete geçiren şey işte budur. Onlar, farklı öğreti ve dinlerden bir şeyler düzenleyerek, Hakikat’e ruhsal ilerleme fırsatı verecek bilgeliğe sahip olduklarını zannederler. 
Kendinizi illüzyonla avutmayın! Farklı öğretilerin düşüncesiz ve bilinçsiz bir şekilde bir araya getirilmesi hiçbir zaman olumlu bir sonuca yol açmamıştır. 
İnsanlık, evrimsel gelişimin öyle bir etabında bulunmaktadır ki; burnunun hemen dibindeki Hakikati görememekte, ancak yerkürenin öbür ucunda belli belirsiz görünen gölgelerin peşinden, sanki bunlar bütün dertlerin devasıymış gibi koşmaktadır. 
Hakikat elinizden yalnızca birkaç santim uzaklıktadır, eğer elinizi göğsünüzün üzerine, kalbinizin olduğu yere koyarsanız. Ve ne kadar çok farklı bilgilerin peşinden koşar ve değişik öğretilerden bir sentez oluşturmaya çabalarsanız, Hakikatten de o kadar daha fazla uzaklaşacaksınız. 
Uzaklara giderek değil, derinlere dalarak ulaşırsınız. 
Bir sürü güzel yere gidebilir, tapınaklara girebilir, şehirleri ve müzeleri ziyaret edebilirsiniz. Bu uğurda bütün yaşamınızı harcayabilirsiniz. Fakat İlahi Bilincin tepesine yalnızca, zirveye doğru yol alarak ulaşabilirsiniz. 
Yutacağınız büyük miktardaki hiçbir bilgi, sizi Hakikate yaklaştırmayacaktır.
Çünkü Hakikat basittir, İsa’nın vaazlarını dinleyen sıradan, okuma yazma bilmeyen insanlar bu Hakikati kavrayabiliyorlardı. 
Sizler ise değişik seminerlere katılarak, cilt cilt edebi eserler okuyarak öyle çok fazla enerji ve güç harcıyorsunuz, ama sonuçta bütün bu bilgi, aşılamaz bir engel olarak, İlahi Hakikat’le sizin aranıza giriyor. Çünkü sizler esas olanı unutuyorsunuz: bu bilgiye neden ihtiyaç duyduğunuzu. Yolun ilk başlarında sizi harekete geçiren niyet doğru bile olsa, enformasyon labirentlerinin arasında dolaşa dolaşa oraya neden gitmiş olduğunuzu unutuyorsunuz. 
Sizler öyle sanıyorsunuz ki; zekâ ve insani bilgelik sizleri İlahi bilgeliğe yakınlaştıracaktır. Ancak bunun tam tersi olmaktadır: zekânız ne kadar gelişmiş ise, İlahi bilgelikten de o kadar uzaklaşıyorsunuz.
Dünyada mutlu ve uzun bir yaşamın temeli olan insani bilgelik; İlahi Bilincin zirvesini, gücünüzün sınırındayken fethetmeye kalkıştığınızda sizlere yardım edemeyecektir.
Asıl feragat etmek. Asıl kendini feda etmek. Asıl tüm gücünüzü komşuna çıkarsızca hizmet etmek için sunmanın, sizi İlahi Yol’da ilerletebilecektir. Ancak insanlığın çoğunluğunun bakış açısına göre konuştuğumuz bütün bu şeyler, onların küçümser bir biçimde okumaya ve hatta alkışlamaya bile hazır oldukları yalnızca güzel sloganlardır.  
Durum gitgide gerginleşiyor. Ve her şey istenilen doğrultuda değişim göstermiyor. Bu satırları okuyan her biriniz için risk alması, aldatıcı refahı fırlatıp atması ve çıplak kayalıklara tırmanmaya cesaret etmesi gereken etap gelmiştir. Yalnızca içsel engeller sizleri Hakikatten ayırmaktadır. 
Benzetme yaparak konuşuyorum. Ancak yapmak zorunda olduğunuz şeyler gerçekten de, içinizde gerçekleştirmeniz gereken devrimsel değişimlerdir. 
Şimdi ise; önemli bir konu için daha, zaman ayırmak istiyorum. Bugün Aralığın 23’ü. Ve ben sizin yerinizde olsam, Göklerden bahşedilmiş olan İlahi Fırsat’ı kullanırdım. Ve nasıl herhangi bir işe başlamadan önce dua etmek gerekliyse, yeni astrolojik ay başlamadan önce de öyle dua etmek gerekmektedir. Ve duanızın etkili olmasını istiyorsanız, çocuğunuz yanıyormuş gibi, kurtuluşu ve yaşamı ise yalnızca ettiğiniz duaya bağlıymış gibi dua edin. 
Sizlerle tekrar buluşmaktan dolayı mutlu oldum. Yeni buluşmalar ümit ederim!
BEN El Morya! 
 
© Tatyana Mikuşina, 2010
 


Kurulum Tarihi : 20/10/2012 · 10:51
Son Güncelleme : 17/12/2012 · 16:59
Kategori : Dikte XII
Sayfa Oku 5787 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye