* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
+ Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
 -  Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
259 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Duaya Davet - Uranüs Koç'ta

Uranüs Koç’ta



Uranus1.jpg12 Mart 2011 tarihinde Uranüs, 2018 yılına kadar, 7 yıl boyunca kalacağı Koç burcuna girdi.

Gelin astrologların bu astrolojik durum hakkında ne düşündüklerine bir bakalım ve bizi ne tehdit ettiğini anlamaya çalışalım.

“Uranüs Zodyak döngüsünü 84 yıl içinde tamamlar. Koç burcuna girmesiyle,  yeni bir döngü başlatır. Dünyada yenilenme ve gelişme baş döndürücü bir hızla artar. Koç, Zodyak’ın başlangıcıdır o, ateşli, öncü, hareketli, sabırsız ve savaşçı bir burçtur. Uranüs ise öngörülemeyen bir gezegendir. Hem burç hem gezegen, bireysel olarak kendini ortaya koymayla ilişkilidirler. Onların anahtar kelimesi "Ben" dir. Fakat Koç’un tam karşısında Terazi bulunmakta ve gerçekte o ortaklığa doğru çabalamakta. Uranüs, Kova’yı, takımların burcunu yönetir.

Uranüs, geleceğe yönelik, bireyin ortak bir hedefe boyun eğdiği, hem bireysel hem de takım projeleri ile bağlantılıdır. Amaç soyut ve fantastik olabildiği gibi tamamen somut da olabilir. Uranüs yeni teknolojilerle, bireysel ve takım yaratıcılığı ile bağlantılıdır. Eğer bir birey hakkında konuşuyorsak, nadiren sanatsal bir yaratıcılık olarak gerçekleşir (gerçi bazen o da olur: kubistler, futuristler, Picasso'nun çoğu eserleri), ama daha çok bilimseldir. Bilimsel keşifler ve buluşlar Uranüs ile ilişkilidir. Uranüs düşüncelere cesaret, düşünceye ve eylemlere bağımsızlık ve orijinallik verir. Test pilotlar, öncüler, kâşifler, jeologlar, fütüristler, astrologlar, astronomlar, insan hakları savunucuları ve muhalifler Uranüs’ün himayesi altındadır. Yeni, alışılmadık, cesur ve özgün şeyler bu gezegen ile ilintilidir.

Bir kolektifin bakış açısından bakıldığında, Uranüs yaratıcılığı – geleceğin yeni insan topluluk formları (komünler, bilimsel ve teknolojik takımları), yeni teknolojik, endüstriyel ve bilimsel yapılar inşa etmek demektir.

Ama Uranüs'ün başka bir yüzü daha var. Aşırılık, soyutluluk, acımasızlığa dek varan sert bir gezegen olarak da kendini gösterebilir. Bir bireyi ya da bir takımı soyut bir hedef öyle ele geçirebilir ki gerçeklik onlar için hiçbir anlam ifade etmeye bilir. Bir insan, bilinçli ve büyük bir coşkuyla, bir prensibi, bir fikri, bir projeyi takip eder, Kendisini soyutluluğun buz rüzgârlarına teslim eden bir yelken gibi hisseder.
 
Gerçekçi analizlere dayanan ilerici bir proje olursa bu hayırlı olur. Ama bazen birey kendisini, Tanrı’ya karşı ayaklanan iblise teslim eder. Fantastik, acayip, beklenmeyen, gerçek dışı resimler hayal dünyasına belirir.
Ne yazık ki Uranüs sadece rekor sahiplerini değil, radikalleri ve  teröristleri de yönetir. O, beklenmedik yıkıntılar, felaketler ve şok edici olaylar ile bağlantılıdır.
Elbette, her şey için Uranüs’ü suçlayamayız, genellikle diğer gezegenler ile farklı kombinasyonlar şeklinde ortaya çıkar.


Gördüğümüz gibi Uranüs, toplumda olduğu kadar bilimde de değişikliklere yol açan gerçekten, devrimci bir gezegendir. Bu değişiklikler, küresel çapta hem pozitif hem de negatif olabilir, her şey bu gezegenin enerjileri etkisi altına kalan toplumun bilinç durumuna bağlıdır.

Gelin, Uranüs’ün Koç burcundaki son iki transiti, topluma ve bilime nasıl bir etki etiğine bir göz atalım.

Birazcık tarih

Eğer Uranüs’ün Koç burcundaki son iki dönemine bakarsak, açıkça küresel çapta değişim getirmiş olduğu görebiliriz. Bu devrimci dönüşümler hem yaratıcı ve hem de yıkıcı, muazzam bir güç taşıyabilir. Ama her hâlükârda, yeni bir toplum ortaya çıkıyor.
Birkaç olayı ele alalım.

1843-1851 - Uranüs Koç’ta

Toplumda:


Bu dönemin en önemli olayı 1848 yılın Komünist Manifestosu ve onun hazırlamış olduğu neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde görülen sosyal devrimler, 1848-49 devrimleridir. Bundan sonra devletin reaksiyonu ve vatandaşların hürriyetlerinin kısıtlanması takip edere ki genellikle Uranüs o zaman Boğa burcuna denk gelir.

Bilimde:
“Termodinamiğin temelleri William Thomson (Lord Kelvin) ve Clausius tarafından XIX yüzyılın ortalarında atılmıştır. Onlar termodinamiğin iki yasasını formüle etmiş, gerçi ilk yasayı Hermann Helmholtz zaten biliyormuş. “Sıcaklık doğurganlık” kavramı tamamen tarihe gömülmüştür. Bunun yerine Rankin ve Thomson, sadece kinetik enerjisi için değil, enerji için genel bir kavram tanıttılar (1852). Mayer ve Joule enerjinin korunması için evrensel bir yasa formüle ettiler. "(Wikipedia, Fiziğin Tarihi)”

1927-1934 - Uranüs Koç’ta

Toplumda:
En önemli olay 1929’daki dünya ekonomik krizidir. Ekonominin çöküşü, toplumun yeniden şekillenmesi. Totalitarizm lehine, vatandaşların serbest hareket politikasının kaybolması. Rusya'da kitlesel baskısının başlangıcı. Hitler’in 1933 yılında iktidara gelişi. Devletin reaksiyonu güçlenmesi, sivil hak ve özgürlüklerin yok edilmesi.

Bilimde:

“1920’li yıllarda klasik pozisyonun bakış açısından açıklanamaz olan birden çok önemli kuantum fenomeni keşfedildi…

... Louis de Broglie, dalga-parçacık dualitesi, sadece ışığın değil, aynı zaman maddenin de bir özelliği olduğunu ileri sürdü ...Bohr bunu "tamamlayıcı ilkesi" olarak özetlemiştir: parçacık ve dalga fenomenleri birbirilerini tamamlıyorlar; eğer bizi nedensellik ilişkisi ilgilendiriyorsa parçacık açıklaması uygundur, ama uzay ve zaman resmi ilgimizi çekiyorsa, dalga tanımı daha uygundur. Aslında, mikro nesne ne bir parçacık ne de bir dalgadır ve araçlarımız, klasik değerleri ölçebilmesinden dolayı bu klasik kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bohr Okulu, genel olarak bir atomun tüm vasıfları objektif olarak var olmadığını, çünkü gözlemci ile etkileşime girdiğini inanmıştır. "Gözlem yönteminden bağımsız  bir gerçeklik yoktur" (Bohr) ...
1928: Paul Dirac kuantum mekaniğin (Dirac denklemi) göreceli bir versiyonunu vermiş ve pozitronun varlığı tahmin ederek, kuantum elektrodinamiğin başlangıcını ortaya koymuştur. "(Wikipedia, Fiziğin Tarihi)”
 
Uranüs Koç burcuna en son 31 Mart 1927’ta girdi. Bu olaydan yaklaşık yedi yıl önce, Üstatlar bedende bulunan insanların kalplerine ulaşmak için bir girişimde bulunmuşlardır. Ve bu tümüyle anlaşılabilir bir durum, çünkü Uranüs gezegenin güçlü etkisini bilerek, insanlığa daha kolay bir yol gösterilmesi gerekiyordu.

Üstatların "Agni Yoga" adlı kitabındaki ilk mesajını hatırlıyor musunuz?

Londra, 24 Mart 1920

Ben - senin lütfünüm.
Ben - senin gülümsemeninim.
Ben - senin sevincinim.
Ben - senin huzurunum.
Ben - senin kaleninim.
Ben - senin cesaretinim.
Ben - senin bilgeliğinim.


Değerli taşı, Hayatın birliğini, kutsallığı koruyunuz.
 
Aum Tat Sat, Aum!

Ben – sizsiniz, siz- Bensiniz- İlahi Benliğin parçaları.
Savaşçılarım! Yaşam gürlüyor – dikkatli olun!
Tehlike! Ruh gürültüleri duyuyor!
Dünya kargaşa içinde – kurtulmak için acele edin
Yaşam ruhu besler.
Saf Benlik onaylanıyor.
Yaşam ve bilinç temizliği için çalış.
Tüm önyargıları bir kenara koyun - özgürce düşünün.
Yaşamdan ayrılmadan, yüce yolda ilerleyin
Tapınak herkes içindir. Herkes için Birdir.
Tanrı’nın Evini dünyalar mesken tutmuş ve her yerde Kutsal Ruh yükseliyor.
 


1926 yılında Nikolay Roerich, Mahatmalar adına Moskova'ya Rerich.jpggelmiştir. Nikolay Roerich ilişkilerini kullanarak Sovyetler Birliği'nin liderleri ile buluşmuştur. Önde gelen komünislerden Çeçerin ve Lunaçarski ile görüştüğünü biliyoruz. Bu görüşmede Nikolay Roerich, Moskovalı komunistlere Mahatmaların mektubunu ve Burhan Bulat toprağın bulunduğu bir kutu sunmuştur.
Roerich, Doğu’nun Üstatları büyükelçisi olarak Moskova'ya gelmiştir. Onların görüşmelerde ortaya koydukları genel görev, Çeçerin ve Lunaçarski vasıtasıyla ülkenin hükümeti Mahatmaları kabul etmelerine hazırlamaktı. Mesajlarını imzalamış oldukları açık bir mektupla, Himalaya Öğretmenlerinin rehberliği teklif edilmiştir.
 
Ne yazık ki, Sovyet liderliği, Üstatların işbirliği önerisini kabul etmedi. Ve Uranüs Mart 1927’te aktif Koç burcuna girdi. Üstatlar tarafından önerilen Yol reddedildi için başka bir yoldan gitmek zorunda kalındı.

Ve Sovyetler Birliği'nde zorla kolektifleştirme başladı. 20’lerin sonu 30 yılların başında Toprak Ana kıtlıkla cevap verdi. 1932-1933 yılında Ukrayna'da yaklaşık 4 milyon kişi (farklı kaynaklarda sayılar değişir) açlıktan öldü. Yoldaş Stalin kültü ve baskılar başladı.

Uranüs döngüsü 84 yıl sürdüğü için halen bile, Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetleri karmanın meyvelerini topluyorlar.

Uranus2.jpg12 Mart 2011 tarihinde Uranüs yineden Koç burcuna girdi. Bu olaydan tam 7 yıl önce, 12 Mart 2004’de, Tanrı Surya omuzlarıma Büyük Beyaz Kardeşliğin Elçilik Pelerini koydu. Ve ben 8 yıldan fazla omuzlarımda bu pelerini taşıyor ve Ustaların Onlar için yapmak istedikleri işi yapıyorum.

Bu süre zarfında Üstatlar’ın 400’den fazla mesajı alınmış ve yayınlanmıştır. Bu kez Üstatlar başka bir taktik seçmişlerdir - ülkenin hükümeti aracılıyla hareket etmek yerine, internet vasıtasıyla, Üstatlar’dan haber bekleyen her eve doğrudan gitmek.
Onlar, insanların bilinci gerekli seviyeye yükselmesini umuşlardı. O zaman Uranüs'ün etkisi hayatın her alanında gerçekten devrimsel atılım ve dönüşümlere yol açacaktır. Uranüs pozitif yönlerini göstermiş olur ve Üstatların ümit ettiği gibi önce Rusya'da, daha sonra geri kalan tüm dünyada hızlı dönüşümler gerçekleşirdi. Çünkü manevi öz, insanların doğasındaki içsel ahlak, yaşamın diğer tüm alanlarını: ekonomiyi, bilimi, eğitimi vb belirlemektedir. Eğer halkın büyük bir kısmı, ahlak yasasını kabul etmez (Üstatların mesajları, ahlak yasasının anlatılması ve Karma Yasası ile ayrılmaz bir bağı olması açıklamasından başka bir şey değildir) o zaman bu halk ancak güçle, totalitarizm ile yönetilebilir. Çünkü insanın vicdan denen içsel yöneticisi yoktur.
Üstatların görüşüne göre, olumlu değişikliklerin gerçekleşmesi için nüfusun % 1 Üstatların Öğretisini benimsemesi gerekir. Bu, Rusya'da yaklaşık 1,5 milyon kişi, tüm dünyada ise 60 milyon kişi civarıdır. Bu yüzden Rusya gibi bir ülke, yüzünü ahlak yasasına, bu evrenin kozmik yasasına doğru çevirse tüm diğer ülkelerde değişimler daha hızlı oluşabilirdi.

Bununla birlikte, insanların Üstatlar tarafından verilen Öğretiyi nasıl kabul ettiğini kendiniz görebilirsiniz. Toplumda herhangi bir değişiklik var mı? Eğitimde, TV, radyo yayınlarında ve diğer alanlarda Üstatların önerileri dikkate alınıyor mu? Bu satırları okuyan her biriniz, kendi hayatında Öğretiyi nasıl uyguluyor? Bu sekiz yıl boyunca en azından bir kötü alışkanlığınızdan, bağımlılığınızdan, karakterinizin negatif bir özelliğinden kurtulmayı başarabildiniz mi? Sizler hayatınızda ahlak yasasını takip ediyor musunuz?

Üstatların yardımı ve rehberliği son 84 yıl içinde ikinci kez reddediliyor.
Birinci kez hükümet tarafından, ikinci kez halkın kendisi tarafından. Üstatların mesajlarında bulunan ve insanlık tarafından kabul edilmeyen tüm bu enerji, bu ve gelecek nesillerin üstüne karmik bir yük olarak çökebilir.
Kendi seçimlerimizi biz kendimiz yapıyoruz.

Can isterdi ki karanlıkta dolaşıp durmak yerine daha kolay ve daha yüksek yolu takip etmeyi. Fakat insanlar Yüce Güçlerin rehberliğini reddeder ise kaçınılmaz olarak Karma Yasası yürürlüğe girecektir. Ve insanoğlu tekrar okul sırasına oturacak ve yaşam okulunda sert dersler öğrenmek zorunda kalacaktır…
 
Tatyana Mikuşina

 
 
P.S.

27
Haziran 2012,
Sevgili Lanello (Mark Prophet)


      …Yükselmiş Grubunun yardımı olmasaydı, tek bir Işık misyonu birkaç aydan fazla varlığını sürdüremezdi. Tüm Işık misyonları Karmik Kurulu ve Yüce Merkezi Güneş tarafından ayrılan muazzam bir kaynak ve enerjitik harcama gerektirir.
Misyonlarımız daha başarılı olabilmesi için sizler de çabalarınızı, gayretlerinizi ve becerilerinizi ortaya koymalısınız.
Yer kürenin öbür ucunda bir işe para yatıran bir kişi düşünün. Her hesap döneminde işadamı, yatırımlarının kâr getirdiğinden emin olmak zorunda, yoksa faaliyetini yerkürenin başka bir yere taşımak zorunda kalacaktır. Ve eğer parasal enerji yatırılan o ülkenin insanları, faaliyete yardım etmiyorlar ise ve hatta onu engelliyorlar ise, % 100 ihtimalle yatırımcı, işini daha avantajlı koşullara sahip başka bir ülkeye taşıyacaktır.
Elçilikle ilgili benzerlik burada tamamen aynıdır. Işık misyonunu gerçekleştirmek için bizler enerji yatırıyoruz. Ve belirli aralıklarla yatırımlarımız, beklentileri ne kadarını karşıladığını kontrol ediyoruz.
Eğer yukarıda bahsedilen düşünceleri elcimizin misyonuna uygularsak, ne göreceğiz?
Sekiz yıl boyunca en yüksek kozmik konseylerin kararlarıyla, elçimizin misyonunu devam ettirmek için enerji ayrılıyordu. İlahi enerjiye, saf maddi enerji akımı eşlik etmektedir ki o, misyonumuzun gerçekleştirildiği ülke tarafından otomatikman kazanılmaktadır.
Ve eğer son yılları gözden geçirirseniz mucizevi bir şekilde Rusya’nın zor zamanlardan kurtulduğunu, göreceli bir finansal refaha kavuştuğunu göreceksiniz.
Sonra ne görüyoruz? Bu finansal refah, belirli eğitim düzeyin sağlanması ve gelecek nesillerin mümkün oldu kadar erken Tanrı ve bu dünyada işleyen İlahi Yasalar hakkında bir fikir edinmesi için harcanıyor mu?
Düşük gelirlilerle ve yoksullarla çalışmak için ne kadar özen gösteriliyor? Sosyal politika ve halk sağlığı iyi yönde ne kadar değişiyor?
Bunların hiç birisini göremediğimizi söylemek zorundayım. Parasal enerji şeklinde tezahür olan tüm İlahi enerji akışı eğlence evleri, mağazalar inşa etmek, yanlış davranış örneklerinin, serbest hayat ve rastgele cinsellik propagandası için harcanıyor.
Sizce İlahi Yasa, tüm bu süre boyunca elçimizin bulunduğu ülkeye, Rusya’ya İlahi imkânın devam etmesine izin vereceğini düşünüyor musunuz?
Hala toplantı halinde olan Karmik Kurulun bu seferki kararını söyleyemeyeceğim. Ama beşeri bilinç seviyesinden düşünsek bile, bizler boşuna enerji kaybı görüyoruz.
Mesajları ulaştırma imkânının sunulması Göklerin yüce bir lütfüdür. Ve dünyanızdaki gerçek değerlerin böyle bir devalüasyona uğramasına şaşırıp kalıyoruz. Göklerin merhametini sizler zayıflık olarak görüyorsunuz. İlahi bereket akışını sizler olması gerekenmiş gibi görüyorsunuz.
Sizler içsel ve dışsal eğilimlerinizi gözden geçirmediğiniz sürece, yanlış seçimlerinizin geri dönen karması şeklinde dersler alacaksınız.
İlahi enerjiyi, İlahi örnekleri pekiştirmek yerine, İlahi örneklerin tam zıt olanları pekiştirmek için kullanan bir halk nasıl bir karma yarattığını hayal edebiliyor musunuz?
Reklâmlarla ve kitle iletişim araçlarla arzuların pompalanması, fiziksel planda karma yaratan yanlış eylemlere neden olmaktadır. Karma ise dönüştürülmek zorundadır, çünkü Yasa böyledir.
Ve burada da Tanrı bir fırsat vermekte ve merhamet göstermektedir. Tövbeyle, yanlış eylem ve günahların farkına varılmasıyla hatalı davranışların kefareti ödenebilir. Ama halkın bilinci, tövbeye kadar büyümesi gerekir.
Eğer bu ülkenin, çar ailesinin öldürülmesiyle ilgili ve onu takip eden Tanrı’sız onlarca yıl karanlıkta dolaştığı yakın geçmişini hatırlarsak, bedende bulunanların çoğu, şimdi bile ruhlarında hiç bir pişmanlık duymadığını ve tövbe hissetmediğini belirtebiliriz.
Tanrı size her doğru davranışınız için binlerce katıyla mükâfatlandıracaktır. Ama bunu niçin yapmıyorsunuz?
 
 

P.P.S.

Göklerden ilham alarak 27 Temmuz 2012’da Rusya Devlet Başkanına bir mektup yazdım.
Eğer bu mektuptan fiziksel planı ilgilendiren ve Varoluşun Yüksek planları için bir değer teşkil etmeyen, önemsiz ayrıntıları çıkarırsak, mektubun özü aşağıdaki gibi olacaktır:

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı
Vladimir V.  Putin’e
 
Tatyana N.  Mikuşina’dan
 
 
Sayın Başkan, desteğinizi ve yardımınızı rica ediyorum.
 
… 
Kitaplarımın içeriğini oluşturan Öğretinin şu anda, hem Rusya Halkı hem de tüm Dünya için gerekli olduğundan hiç kuşkum yok.
 
Sizden hem bana hem de misyonuma şahsınız adına yardım etmenizi rica ediyorum.
 
 
Sizin şahsınıza olan derin saygılarımla,
 
Tatyana Mikuşina
27 Temmuz 2012
 
Mektubun ezoterik anlamına bakarsak, Büyük Beyaz Kardeşliğin Elçisi olarak misyonumu yerine getirmeye yardım etmesi için devlet başkanına bir başvurudur.

Devlet düzeyinde Elçinin misyonun tanınması ve himaye edilmesi, ülke için yeni bir İlahi fırsatı açacak ve Gökler bu ülkeye yardımını göndereceklerdir.

Tanınmaması ve yardım edilmemesi halinde, Üstatlar tarafından verilen bu son şansın kaçırılması anlamına geliyor ve gündemde tek sorun şu olacaktır: inen karma için hazırlıklı olmak ve karmanın hafifletilmesi için dua etmek.

Tatyana Mikuşina
Işık ve Sevgi!
 


Kurulum Tarihi : 16/10/2012 · 23:19
Son Güncelleme : 17/10/2012 · 13:40
Kategori : Duaya Davet
Sayfa Oku 6962 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.09 saniye