* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
+ Dikte XI
 -  Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
262 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XII - .. 20.06.2010

Sizin için neyin daha önemli olduğuna karar vermeniz gerekiyor:
Bu dünya mı yoksa İlahi Dünya mı?
 
Sevgili Babaji
20 Haziran 2010
 
BEN Babaji. Sizlere tekrar geldim.
 
Sizinle ciddi bir şekilde konuşmak için bugün tekrar geldim. Yaz gündönümüne sayılı saatler kaldı. Ve Işığın bu misyonu esnasında insanlığa verilen İlahi İmkan artık sona eriyor.
 
Bizler üzgünüz. . Sizin nasıl hissettiğinizi ise bilemiyorum.
 
Üstatların, Rusya halkına (1) seslenişinden bu yana üç yıl geçti. Bizler dikkatle gözlemledik. Ben de o gözlemleyenlerin arasındaydım. Çünkü son bedenlenmem hala gözlerimin önünde. İlahi Enerji’nin ileticisi olma imkânım vardı. Ve bu enerji sayesinde, Işığı tatmak için toplanan çok sayıda insanı cezbettim. Bu insanların her birinin içlerini görüyordum. Düşüncelerini okuyordum ve ruhları hakkında kendilerinin bile bilmedikleri ve kendilerine itiraf etmeye utandıkları şeyleri bilebiliyordum.
 
Dünyanın dört bir yanındaki farklı ülkelerden , Aşramıma bana gelen bütün o insanlar esasında Işık tarafından cezbedildi. Ayrıca onlar bhajanları söylemenin yanı sıra bizzat benim yönettiğim birçok güzel ritüellerde yer almaya da meraklıydılar.
 
Elbette ki, birçok Avrupalıyı egzotik şeyler çekiyordu. Bununla beraber, ben daima kendi içimde taşıdığım yola sadık kaldım. Ve bütün dışsal yüceltme ve tapınmalara tahammül ettim, çünkü anladım ki birçok insan, Guru’ya olan bu dışsal tapınmaya ihtiyaç duyuyordu. Zira o insanların gelişim seviyesi buydu.
 
Aşramıma her yıl yüzlerce insan geliyordu. Ve bu yüzlerce insan arasında beni gerçekten kendi Öğretmenleri gibi seven ve misyonumu paylaşanlar yalnızca birkaç kişiydi.
 
Şimdi başka bir ülkeye geldik, Rusya’ya. Ve kullandığımız yöntem farklıdır. Bizler mesajlar veriyoruz. Çünkü kitap okuyan ya da internet kullanan insanların çoğu, enerjiyi sözcükler aracılığıyla alıyor. Ve onlar için bizim mesajlarımızın enerjitik özünden çok, dış bilinçlerine giren zihinsel besinler daha önemlidir.
 
Ve artık Öğretimizi birkaç yüz kişi değil, dünya genelinde yüzbinlerce insan kavrıyor.
 
Ancak durum tekerrür ediyor. Mucize görmeye gelen çok sayıda insan var ama Üstatların gerçekleştirdikleri işe kendilerini hakkıyla adayanlar çok azdır ve elçimize sadık olanlar ise daha da azdır.
 
Bu süreç içerisinde Hiyerarşinin dış temsilcisi kilit bir roldedir. İnsanların, temsilcimizi ve onun verdiği Öğretiyi nasıl idrak ettiklerine bakarak, tüm insanlığın gelişimi için gerekli İlahi İmkanın kapılarını ya açıyor ya da kapatıyor.
 
 
Elçiyle ilgilenilmesi için ulusa verilen üç yıllık bir dönem vardı. Bu zaman içerisinde neler oldu?
 
Elçimiz iki yıl boyunca inşaatla ilgilendi. Üçüncü yıl ise sürekli davalarla geçti. Duruşmalar arasında oluşan boşlukta, evle ilgili sorunlarla uğraştı; sıhhi tesisatı onarmak, tarlaları ekip biçmek ve o anda tamir edilmesi gereken ne varsa onu tamir etmek.
 
Belki bütün bunlar gerekli eylemlerdir ve Ortak Yararlılığa hizmet eden diğer tüm işler olduğu gibi, bütün bu eylemler elçimiz için Göklerde bitip tükenmez hazineler yaratmaktadır.
 
Peki ya ulus? Ulus en önemli şeyden mahrum kaldı: Yaşayan Kelamın, Öğretilerin ve seminerlerin iletilmesinden.
 
Şimdi kendinizi Yükselmiş Üstatlar’ın yerine koyun. Size beklediğiniz kazancı getirmeyen bir işe, enerjinizi koymaya devam eder miydiniz? Bizim kazanç anlayışımız sizinkinden farklıdır. Nedense sizler bütün meselenin para olduğunu düşünüyorsunuz; para varsa, her şey var.
Ancak, kazançtan bizler ulusun bilinç seviyesinin genişlemesini anlıyoruz. Ve bu bilinç seviyesi hakkında bizlerin değerlendirme yapabilmesine olanak sağlayan kriterlerimiz vardır. Ve temel kriterimiz de Kelamın Elçisi’ne karşı takınılan tutumdur.
 
Acaba Dünya’daki temsilcimiz hak ettiği şekilde saygı görüyor mu?
 
Verdiğimiz Öğreti’ye göre hayatlarını düzenleyen insanlar var mı?
 
Aldığınız Öğreti’ye göre hareket ettiğinize ve Üstatların söylediği her şeyi yaptığınıza beni ikna edebilirsiniz. Rozari okuyorsunuz, doğada evler inşa ediyorsunuz, çocukları ve gençleri eğitiyorsunuz.
 
Muhtemelen bütün bunlar gerçekte de yapılıyordur. Ancak, bütün bunlar amatör sanatsal etkinlikler düzeyinde yapılıyor. Kendi bilinç seviyenizden onu algıladığınız şekliyle. Oysa bizler, kendi yükselmiş bilinç seviyemizden gördüğümüz şekliyle bunun yapılmasını istiyoruz. Özellikle hesaba katılması gereken bir sürü su altı taşlar ve girdaplar vardır.  Esasında her adım dikkatlice düşünülmeli, ayrıca İlahi yöne ve İlahi örneklerle de uyum içerisinde olmalıdır. Oysa sizler her şeyi kendi insani ölçülerinize göre ölçüyorsunuz, çünkü size daha kolay geliyor. Kendi içinizde hiçbir şeyi değiştirmeye gerek görmüyorsunuz. Ve eminim ki yakında, kötülüğün satıcıları, anahtar teslimi toplumlar ya da anahtar teslimi aşramlar satmaya başlayacaklardır.
 
Ve bu böyle gerçekleşecek ta ki bütün bunlar, en önemli şey olmadan: Ulaşmanız gereken bilinç seviyeniz olmadan size niçin gerektiğini düşününceye kadar.
 
Bilinç seviyenizi gösteren kriter de Elçimize karşı takındığınız tutumdur. Hem Öğreti’yi almak hem de Öğreti’nin kaynağına küçümseyici bir tavırla yaklaşmak mümkün değildir. Aldığınız her şey gözlerinizin önünde anında altından küle dönüşecektir.
 
Yüce bir kaynağa hürmet göstermek gerekli bir koşuldur.
 
Bizler üç yıldır yolumuzdaki tüm engellere rağmen Öğretimizi vermeye devam ettik. İnşaata ve davalara aldırmadan.
 
Ancak böyle bir öğretimizin bir faydası olacak mı?
 
Yasa değişmezdir. Sizler, ancak Üstatlar’a adanmışlık ve Hoca’ya karşı kayıtsız-şartsız bir aşk hissi içerisinde bilgilerinizi aldığınız takdirde, yeni bilinç seviyesini elde edebileceksiniz.
 
Ve bizler,  hem Tanrı’ya hizmet etmek isteyen bu arada kendini de unutmayan bu veya şu bireyin egosuna göre öğrencilerimizin uyması gereken şartlarımızın seviyesini düşürmeyeceğiz.
 
Sizin için neyin daha önemli olduğuna karar vermeniz gerekiyor: Bu dünya mı yoksa İlahi Dünya mı?
 
Ve her gün yaptığınız tercihlerin görünüşteki bütün çeşitliliği aslında sadece bu temel tercihe çıkıyor.
 
Bütün bu süre boyunca İlahi İmkanın kapılarını sonuna kadar açık tuttuk. Şimdi ise devir değişti ve yeni bir dönem başladı. Karmik Kurul çıkarımlarını yapacak ve önümüzdeki iki hafta içinde kararını verecek.
 
BEN Babaji.
 
 
***
(1) Üstatlar’ın Rusya Halkı’na seslenişi
 
Tatyana Nikolaevna Mikuşina’nın konuşmasından bir bölüm
Moskova, 27 Mart 2007
 
Dün, Tanrı Maitreya ile meditasyon yaparken bana bir şey söyledi…
Üstatların gerçekleştirdiği bir etkinlik sona erdiği her seferinde, Hocam’a sesleniyorum ve O hazırlanması gereken bir sonraki şeyin ne olduğunu bana söylüyor.
Örneğin, bir ay önce Bulgaristan’da yapılacak bir seminer hakkında bir şey sormak gerekiyordu, sorumu sordum ve Tanrı Maitreya şöyle cevapladı:
— “Tekâmül yolu” seminerden sonra her şey çok büyük bir şekilde değişebilir.
Ne demek istediğini tam olarak anlamadım. Ama sonra, dün meditasyon yapıyordum ve yine aynı soruyu sordum:
— Bundan sonra ne yapılacak?
— Köşeye varmadan daha fazlasını göremezsin.
Bir saat içerisinde, bir dikte şeklinde oluşturulmamış ancak çok ciddi şeyler olan ve onları ancak anlayabildiğim biçimde tekrar edebileceğim düşünceler akışı aldım…
Aslında Büyük Beyaz Kardeşliğin Pelerini bana Mart 2004’te verildi. Büyük Beyaz Kardeşlik Elçisi ve Pelerini’nin, Rusya’da hazır bulunma fırsatını elde etmelerinden bu yana üç yıl geçti. Bu ayrıca ulusa ve ülkeye verilmiş olan sürenin bir çeşit sınırıdır da.
İsa’yla ilgili hikayeyi biliyorsunuz. Kudüs’e bir eşekle girdi. Ondan önce da İsrail halkı arasında üç yıl boyunca vaaz vermişti. O’nu hurma dallarıyla (zafer işareti) karşıladılar ve “Şükürler olsun” diye alkışladılar fakat sonra… Cuma Günü O’nu haça gerdiler.
Bu şekilde, İsa’yı yakalayan, işkence eden ve öldüren insanlar, ulus adına seçimini yapmış oldu.
Ve İsrail Halkı dünyanın dört bir yanına dağıldı.
Rusya çok önemli bir ülkedir. Ve şimdi niçin bunun böyle olduğu daha da belirginleşiyor. Çünkü 70 yıl boyunca Rusya, bir ulus şeklinde denemelerini geçerek bu bilinç seviyesini elde etti (yalnızca ayrı ayrı bireyler değil uluslar da bütün olarak inisiyasyonlarını geçebilirler)… Ve Rusya gelecekte önemli bir tercih yapma imkânını kendisine verebilecek bilinç seviyesine ulaşma fırsatını da böylece elde etmiş oldu.
Ve bildiğiniz gibi Blavatsky ve Roerich’ler Rusya’da yaşamadılar. Onlar öğretilerini Rusya sınırlarının ötesinden verdiler. Ve tüm yirminci yüzyıl boyunca Büyük Beyaz Kardeşlik öğretilerini Amerika topraklarında veriyordu. Bu Öğretinin, aracılıklarıyla verildiği orada çok sayıda Elçi ve organizasyon vardı. Ve Üstatlar’ın diktelerinden biliyoruz ki Işığın fokusu Amerika topraklarından alınıp Rusya’ya taşındı. Işığın fokusu öyle dokunulabilecek bir şey değildir. Bu, içerde var olan bir şeydir. Bu yalnızca insanın, tüm ulus için alınan İlahi Işık’ı aktarma fırsatıdır.
2004’te…3 yıl…Şu anda Rusya’da meydana gelen değişiklikler çıplak gözle bile görülebilir. İlahi Enerji fiziksel planda parasal enerji olarak tezahür ediyor ve Rusya’nın inisiyasyonunu geçebildiği takdirde zengin bir ülke olması kaçınılmazdır.
Öğretinin Amerika topraklarında verildiği esnada, Amerika zengin bir ülke haline geldi. Mesele, ulusun verilen Işığı nasıl kullanacağıydı. Ve Amerika altın buzağıya (dünyevi zenginlik) tapınma yolunu seçti, yani Üstatlar’ın Amerika’da bütün yirminci yüzyıl boyunca verdikleri Işık, bu dünyanın zenginliği ve bu dünyaya hizmet etmek gibi insanların seçtiği dışsal şeyler uğruna gitti.
Ve şimdi hiç zaman yok. Amerika’da on yılları alan şey, şimdi Rusya’ya veriliyor. 3 yıl. Ve ülke bir tercihle karşı karşıya. Amerika’ya ne olduysa aynısı şimdi Rusya’ya da oluyor. (tercihini yapmak zorunda). Neyi seçecek? Ruhsal, İlahi Yolu mu yoksa altın buzağıya tapınma yolunu mu seçecek? Ulusun yapmakta olduğu seçim işte budur.
Sordum: “Bundan sonra ne yapılacak?”. Haziran-Temmuz’da bir yaz dikte dönemi planlanıyordu ve bir seminer düzenlenmeliydi. Ancak Maitreya vermiyor. Onlar bana çalışma imkânı vermiyorlar.
Onlar (Üstatlar)…Rusya’nın bana bu süre içerisinde bir şey vermediğini söylüyorlar. Yaşayacak bir yerim bile yok. İnsanların elçiye nasıl davrandıkları Üstatlar’a çok şey anlatıyor…
Ve problem bende değil. Aslında bütün bunları konuşmak benim için çok zordur. Çünkü, insani düzeyde kendim için bir şeyler istiyormuşum gibi görünüyor. Gerçekte ise, benim hiçbir şeye ihtiyacım yok. Ancak bu hakikaten de çok ciddi bir durum.
Ve eğer Üstatlar Işığın fokusunu geri çekerlerse, bu durumda Rusya denemesini geçemeyecektir.
Genellikle bir ulus tercihini insanlar aracılıyla, İsa’nın öldürülmesinde hazır bulunan insanlarda olduğu gibi bu toplantıya katılma şansına sahip olan insanlar aracılıyla yapar. Demek ki, Tanrı size konuşuyor…
Tanrı size konuşuyor …
Ve bu toplantının son toplantı olma ihtimali var…Bilmiyorum…
Tanrı Maitreya ile dünkü meditasyondan anladığım şey işte budur.
 
Tatyana Mikuşina
 


Kurulum Tarihi : 23/06/2011 · 07:30
Son Güncelleme : 17/12/2012 · 16:57
Kategori : Dikte XII
Sayfa Oku 7868 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.01 saniye