* *
* *
Mesajlar
+ Dikte I
+ Dikte II
+ Dikte III
+ Dikte IV
+ Dikte V
+ Dikte VI
+ Dikte VII
+ Dikte VIII
+ Dikte X
 -  Dikte XI
+ Dikte XII
+ Dikte XIII
+ Dikte XIII-10
+ Dikte XIII-9
+ Mesajlar nasıl okunmalı/dinlenmeli
+ Mesajların ses kayıtları
* * *
+ 23 sayı Dispenzasyonu
+ Duaya Davet
+ Karmik Kuruluna Mektuplar
+ Kitap
+ Meryem Ana'nın Lütuf Saati
+ Rozari
+ Ruhsal Geliştirme Metodları
+ Tanrısal Benlik Şeması
+ Yeni Dünya’ya giden Yol
Haber bülteni
Site Hakkında Bilgilendirilmek için Gazetemize Katılınız.
Katıl
Çık
260 Katılımcılar
Bize yazın
İletişim Adresim Nesrin Hacıoğlu  Webmaster
Favorilere Ekle  Bookmarks
Bu Siteyi önerin  Arkadaşınıza önerin
mobile Version   mobile Version
Ara




   Ziyaretçi

   şu An Bağlı

Dikte XI - 09.01.2010

Hakikatin Kelâmına karşı doğru tutumun yeniden canlandırılması hakkında bir sohbet
 
Sevgili Yuhanna (1)
9 Ocak 2010
 
Yuhanna_Beloved.jpgBEN Sevgili Yuhanna, size gelen.
 
Bugünkü mesajım İlahi Kelâma adanmıştır. Vakanüvis iken olayları kaydederek geçirdiğim hayatımda, İsa’nın yaşamıyla ilgili bütün olayları nasıl da büyük bir şevkle yazıyordum.
 
Her sözcüğün kendi içinde yalnızca bilgi değil, aynı zamanda belirli bir titreşim de taşıdığını çok iyi anlamıştım. Ve nasıl bir ruh haliyeti içinde yazmaya başladığıma göre, yazılanın enerji seviyesini belirliyordu. Her şeyden önce, olayların anlamını ve önemini değiştirmemeye çalışıyor ve bütün olayları mümkün olabildiği kadar detaylandırarak aktarmaya gayret ediyordum.
 
Elbette ki, her insan Hakikati kendi içinden, kendi kalbine göre yorumlar. Ve eğer on kişiyi bir araya getirip, onlara aynı hakikati anlatsanız, her biri farklı bir şey anlayacak ve sonra aynı hakikat artık bu insanların bilinçlerinde değiştirilmiş şekliyle yayılacaktır.
 
Bu, insanların doğal bir özelliğidir ve bu nedenle İlahi Kelâmı taşımalarına emanet edilen özel insanlar daima var olmuştur. Geçmiş zamanlarda, Kelâma ve onun bir kağıt veya daha farklı bir şey üzerine yazılmasına karşı tutumunun, son derece özenli ve dikkatliydi. Yanlış verilen bilgilerin sorumluluğu hakkında bir anlayış vardı.
 
Sizin zamanınızda ise öyle değildir. Evet, şimdi herkesin okur-yazarlığı var. Hatta sadece okur-yazarlılığa değil aynı zamanda çeşitli teknolojilere de sahipsiniz. Ve herkes bir kağıda ya da bir bilgisayara, mesela, düşüncelerini açıklayabiliyor. Bununla beraber, görünüşteki bu iyi özelliğin arkasında, yani tüm insanların istedikleri her şeyi özgür bir şekilde ifade etme şansına sahip olmalarının, sizin dual dünyanızda önemli bir tehlike gizlenmiştir: Sözlere ve bu Sözlerin arkasında duran Hakikate karşı saygısızlık.
 
Şöyle söylenmiştir: Kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız (2) Ve eğer bir kişiye ya da on kişiye sesleniyorsanız ve sözleriniz gerçeği yansıtmıyorsa, sizler karma yaratıyorsunuz ve bu karma sizi dinleyen insanların sayısıyla çarpılıyor.
 
İnsanlık şu anda gazete, radyo, televizyon, internet gibi kitle iletişiminin en güçlü araçlarını kendi emrinde bulunduruyor. Ve sadece bir kişi tarafından söylenen veya yazılan bir söz, milyonlarca insan tarafından duyulabiliyor veya okunabiliyor.
 
Bir taraftan, Kelâmı milyonlarca insana ulaştırılmasına imkân veren büyük bir teknolojik başarıyı emrinizde bulunduruyorsunuz, diğer taraftan ise; eğer Hakikatin Kelâmı yerine bir yalanı naklediyorsanız, bu durumda karmanız bu söylediğiniz yalanı duyma ya da okuma imkana sahip insanların sayısı kadar artıyor.
 
Karmanın her şeyde hızlandığı zaman geldi. İnsanlık, artık yukarıya çıkması gereken bu basamak üzerinde çok fazla durdu. Onun için, bir taraftan insan aklının yarattığını düşündüğünüz, dünyada bulunan her şey, tüm başarılar, dürüst olan ve Tanrı’yla uyum içerisinde yürüyen insanlara, karmayı çok çabuk bir şekilde dönüştürme imkânı verirken, diğer taraftan çizilen yolda yürümek istemeyenler, yine aynı çabuklukta olumsuz karma yaratıyorlar ve bu karma izin verilen sınırların üzerine çıktığı zaman, bir yok oluşun içine sürükleniyorlar.
 
Bu şekliyle dünyanız şu an, içinde faydalı tohumların zararlı otlardan ayrıştırıldığı dev bir öğütme makinesine benzemektedir. Ve bu süreç her geçen yılla birlikte daha da hızlanmaktadır.
 
Bugün, İlahi hakikati içtenlikle dinleyen kimselerin ruhlarına, Kelâma karşı doğru bir tutum ekmeye geldim. Kelâmı yeniden canlandırmak istiyorum. Hayatınızda her şeyde tezahür eden gerçek İlahi Kelâmı.
 
İlahi Kelâm sıradan insan sözcükleri değildir, onlar bir insana ayırt etme, anlayış ve lütuf elde etme imkânı veren titreşimlerdir.
 
Gerçek İlahi titreşimlerle kısa bir anlığına da olsa karşılaştığınızda, belki doğada bulunduğunuz bir sırada,  belki çocukların oyununu izlerken ya da hoş bir müzik dinlerken, Hakkikatın bu anını başka hiçbir şeyle karıştırmazsınız. Sizler içsel bir doyum, huzur, esenlik hissediyorsunuz. Ve bu anda hiçbir şey söylemediğiniz ve sessiz kaldığınızda bile İlahi Hakikate katılıyor ve İlahi Kelâmı icra ediyorsunuz.
 
Sevgililerim, içinde yaşadığınız zaman böyledir. Dünyanızda gerçekten dinlemeye değecek olan Hakikatten çok az kaldı. Kalan da beyhudelikten başka bir şey değildir ve bu beyhudelik geçicidir. Sizler ebedi Yaşamı düşünmek zorundasınız. Yalnızca Tanrı’ya olan sadakatiniz ve yüreğinizin içinde yaşayan Tanrı’yla kişisel ilişkinizin bir anlamı vardır.
 
Bu mesajı, laf cambazlılığına kendilerini fazlaca kaptırmış olanları, yanlış kavramları çok fazla yayan kişileri korumak umuduyla veriyorum. Sevgililerim, bunu yapmanıza gerek yok.
 
Sözlerinizi birçok kişinin okuyacak olmasının yaratacağı baştan çıkartma,  nasıl bir karma yaratabileceğiniz ile ilgili farkındalığınızın sağduyusunu bastırmamalıdır. Bütün hesapları ödemeniz gerekecek. Ve her bir sözcük için sorumlu tutulacaksınız.
 
Bu elçiyi, size basit Hakikati getirmek ve sizleri korumak için seçtim. Çünkü İlahi Kelâmı taşıyabilmek için Tanrı tarafından seçilmiş bir insan olmak zorundasınız. Aksi takdirde, dünyanızdaki karmaşa hiçbir zaman düzeltilemeyecek ve bir düzen sağlanamayacaktır.
 
Mesaj yazan herkese inanmayın. Yazılmış olanı kalbinizle kontrol edin. Karşılık veriyor mu?
 
Mesajları okuyan kişiler tarafından da, Kelâma karşı saygılı bir tutum olmalıdır. Mesajlarımızın okunması sırasında da hiçbir boş şeye izin vermemelisiniz. Çünkü siz Tanrı ve Üstatlarla iletişim kuruyorsunuz, gazetede eğlenceli bir makale okumuyorsunuz.
 
Mesajlarımızı okumaya başladığınız durumunuz, ulaşacağınız etkiyi belirler.
 
Ve okuduğunuz şeye verip veriştirmek için acele etmeyin, mesajlarımızı okumaya başladığınız zamanki durumunuzu hatırlayın.
 
Eğer titreşimlerinizi yükseltmeye ve kalbinizi açmaya özen göstermezseniz ve mesajı veren Üstatla uyumlanmazsanız, bizi duyamaz ve anlayamazsınız.
 
Sizlere Hakikatin Kelâmını getirmek için bizler çok büyük çabalar ortaya koyuyoruz. Sizler ise, divanın üzerinde uzanarak ve televizyon seyretmeyi dahi bırakmadan, mesajlarımızı okumaya çalışıyorsunuz.
 
Eğer Tanrı’yla ve Üstatlarla konuşmak istiyorsanız kendinizi düzene sokun, İlahi bir dua veya meditasyonla kendinizi uyumlaştırın, böylece benliğiniz sadece okumak ya da dinlemek yerine, Hakikatin Kelâmını duyabilecektir.
 
İçinizde, Kelâma karşı doğru tutumu yeniden canlandırmak amacıyla geldim.
 
BEN Sevgili Yuhanna.
--------------------------
(1) Yuhanna  (İngilizce; John the Beloved): Kardeşi Yakup ile birlikte Hz. İsa’nın 12 havarisinden birisidir. “Sevgili” lakabını Hz. İsa’nın en sevdiği öğrencilerden birisi olmasından dolayı almıştır.  "Yuhanna İncili" ve “Yuhanna'nın Vahyi” yazmıştır. Efes'te öldüğüne inanılıyor. (Çev.Notu)
 
(2) “Size söylüyorum: İnsanlar, söyleyecekleri her boş söz için yargı gününde hesap verecekler. Kendi sözlerinizle aklanacak, yine kendi sözlerinizle suçlu çıkarılacaksınız.”  (Matta İncili, 12:36, 37)
 


Kurulum Tarihi : 07/06/2011 · 00:09
Son Güncelleme : 23/04/2013 · 10:27
Kategori : Dikte XI
Sayfa Oku 6825 defa


Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır     Sayfayı Yazdır Sayfayı Yazdır

^ Top ^

  Site powered by GuppY v4.5.16 © 2004-2005 - CeCILL Free License

Sayfa Üretimi 0.02 saniye